TÜNELDEN ÇIKARKEN

İçinde yaşadığımız günleri şuna benzetiyorum: Zifiri bir tünelden geçiyoruz, hep birlikte…

Tünelin ne uzunlukta olduğuna dair rivayetler muhtelif. Kimileri uçsuz diyecek kadar aşırıya kaçabiliyor; çok bedbinler. Çaresizliklerini tünelin karanlığına gömerek yaşamayı kabullenmişler bir bakıma. Tünelde yaşamaya alışmışlar sanki. Bu evrilmeyi kişisel bir başarı gibi düşünenler bile var aralarında. Bizlerle yan yana dursalar da öte yana geçmeye cesaretleri yok.

Kimilerine göre de tünelden çıkmamız epey zaman alacak. Bunlara göre her işin bir vakti var. Tarihin kurduğu çalar saat, zamanı geldiğinde görevini yapacak! Henüz erken; hayale kapılıp da kendinizi kandırmayın” diyorlarlar, Tüneldeki yolculuk uzun sürebilir!”

Tünelin arada yanıp sönen ışıklarına, devreye girip çıkan havalandırmalarına bakıp hayat böyle de güzel diyenlere ne diyeceksiniz? Evet, böyleleri de var! Onlar aslında tünelde kalmaktan memnun olmasalar da şikayet etmenin yararı yoksa, mevcut koşullara ayak uydurmak tek çaredir diyenler…Her türlü koşulda dayanıklılık testinden geçmeyi başaranlar bunlar. Tünelin bir yaşam biçim olduğunu savunacak kadar ileri gidenleri de var aralarında.

Biz tünele mahkumuz diye bağırırken içindeki öfkesini dışa vurup bir köşeye çekilen umutsuzları da unutmayın. Onlar da bu yolculuğun çilekeş ortaklarından, tünelden bir an evvel kurtulmak için yanıp tutuşanlardan. Ama umutsuzluk çemberinden çıkmayı bir türlü beceremeyenler genellikle suçu başkalarında arar dururlar…

Bu konuda benzer davranan başkaları da vardır: Onlar da tünele mahkum kalmamızı isteyen dış güçlerden bahsederler durmadan. Derler ki, tünelden kurtuluşun önü tıkalıdır. Birileri buradan çıkamamazı istemez. Onların iradesi varken bizim gücümüz baş etmeye yetmez!

Tünelin yaşantısı zorluklarla dolu gördüğünüz gibi… Evet; zifiri karanlık bir tünelden geçiyoruz bu günlerde. Zorlu bir mücadele diyenler de var bu yolculuğa, boşuna bir çaba deyip bekleyelim, görelim diyenler de…

Ben, tünelin sonuna geldik diyenlerdenim… Boş bir umut değil benimki. Tünelden çıkınca toz pembe bir dünya bizi beklemiyor elbet.

Ama ne kadar başarabileceğiz diye kahırlanıp, yeni bir çaresizliğe sürüklenme korkusunu da yaklaştırmayın aklınıza.

Neler öğrendik, nelerden kaçınmalıyız artık, hangi tuzaklardan korunmalıyız, hangi ilkelerin vazgeçilmezliğini savunmalıyız, neyi başarmalıyız?

Bunları ortak aklımızda erittiğimizi düşünüyorum, tünel maceramızın kazancı olarak…

Nasıl mı? Merak etmeyin halledeceğiz.

Kervan yolda dizilir…

Mehmet Akın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here