Mustafa Kemal’in “Kaside-i İstibdat” yahut “Kırmızı İzler” Şiiri

“Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” Atatürk

Hiç düşündünüz mü sevgili öğretmenler, Atatürk kendisine 11.11. 1928 tarihinde verilen “Ulus Okullar Başöğretmenliği” sanını niye 24 Kasım 1928 de kabul etti?

Mustafa Kemal ülkesini seven yurtsever bir çocuktu. Gençlik yıllarında; hem okurken hem de mesleğinde çalışırken ve ülkesine olan borcunu her anlamda ve her alanda öderken, ülkesinin yanlışlarını kabul eden, görmemezlikten gelen silik bir insan değildi.

Sultan Abdülhamit’in İstibdat (despotizm) döneminde ona karşı tepkisini şiir yazarak göstermişti. Mustafa Kemal’in yazdığı şiirin adı “Kaside-i İstibdat” yahut “Kırmızı İzler” adını taşıyordu ve bu şiir 24 Kasım 1908 yılında “Şanlı Ordu” gazetesinde yayımlanmıştı. Şimdi bu şiirin sadeleştirilmiş şeklini aşağıda okuyacaksınız…

Mustafa Kemal’in Atatürk olması, bu mücadele azmi ve vatanına, insanına duyduğu saygı içinde, nitelikli bilgi dahilinde ve emeği ile ilmik ilmik örülerek olmuştur.

Kırmızı İzler

Bir köhne, kurumuş parçası, bir sevimsiz surat

Karanlıklar içinde tereddütlü, telaşlı,

Hep düşünür görünen, kendine özgü

Kötücül düşünceler ile dünyaya karşı

Ateş saçarak her gün bizi tehdit etmekte,

Hırs dolu emellerini gittikçe arttırarak…

Zülmüne uğrayanları gördükçe göğsü kabarıyor

Tırnaklarını aileler kalbine saplamakta;

Onun zulmüne, kötülüğüne uğramış insanların

                                her biri bir köşede ağlar…

Vatan, evladını kahrolmaya görmeye alıştı

Bir çoklarımız sürgünlerde, hapislerde süründük

Ey yaralı gazi savaş görmüşe döndük

Ey kanlı eliyle vatanın emellerine engel olan,

Ey kurşun parmakları cinayetlerin kanıtı olan

Ey köhne, kurumuş, düşünce katili,

Ey vatan gençlerinin katili, özgürlüklerin katili,

Ey varlığı bir ulus için alçaklık rüzgarı olan

Ey yüzüifrite veren, en büyük vahşet

Zindanları, sürgünleri, hapisleri doldur

Esirlik zinciriyle duyguları dondur

Soluk kesmeye and içmiş, ebedi sürgün,

                                        sonra denizler…

Her girdiğin evde duruyor, kırmızı izler…

İhanet kabusuyla vatan can çekişirken

Birgün Rumeli dağları nurlara boyandı

Özgürlüğün solukları ile herkes uyandı.”

MUSTAFA KEMAL

 

Ünlü ve büyük şairimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca der ki;

“İnsan en büyük şiirdir. Odur korunması ilk gereken. Şiir bir yaşama biçimi değildir. Bütün yaşamalar şiirin bir biçimidir.”

Bu cümleden yola çıkarsak Atatürk’ün bu unvanı kabul ettiği tarih olan 24 Kasım’ın bu olay ile bir ilgisi vardır ve bu ilgiyle vatanına yürekten ve bilgiyle bağlı genç insanlarına yine o tarihte bir genç olarak duygu ve düşüncelerini yazdığı şiir ile yansıtmasını önemsediğinden o tarihi bilerek bilinçli bir şekilde seçmiştir, diye düşünüyorum…

Atatürk; akıl adamıdır,

Atatürk; düşünce adamıdır,

Atatürk; eylem adamıdır…

Atatürk’ün bu tarih ile öğretmenlere söylemek istediği sözlerin içinde belki de en önemlisi kanımca şiiri seven ve şiir gibi çocuklar yetiştirin demek istemesidir. Şiiri seven ya da yaşamı şiir lezzetiyle seven insan, canlıya kıyamaz, doğaya kıyamaz, paraya boyun eğerek kendisini satmaz ve bilgiye, emeğe, nitelikli yaşama sevgi ve saygı duyar…

Sevgili öğretmenler unutmayın her biriniz birer Atatürksünüz ve yine her biriniz birer Atatürk yetiştirmek zorundasınız…

Bu anlamlı gününüz kutlu olsun…

Ellerinizden saygı ile öpüyorum…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here