Ayvalık Ticaret Odası seçimleri yaklaşırken 2 farklı adayın çalışmaları da hız kazandı. Ticaret Odasının “siyaset üstü bir oluşum olması” gerektiğini ısrarla vurgulayan Ali Gür yönetime talip olma nedenlerini ve projelerini Karadiken.Org’a anlattı. Şeffaf ve tüm sektörlerle barışık bir yönetim hedefi taşıyan Ali Gür, Ayvalık Ticaret Odasını kemikleşmiş yapılanmasından uzaklaştırıp yepyeni bir vizyonla halkla buluşturmayı öncellikle yapılması gerekenler listesinin başına yazmış durumda. “Tüm siyasi kimliklerimizi bir yana koyarak, yıllar boyu emek vererek edindiğimiz kazanımları daha da ileriye taşımalıyız. Kazanan daima Ayvalık olmalı” diyor Ali Gür. Değişimin mutlaka yapılması gerektiğini, iletişimi güçlendiren yönetim anlayışının kurumsal hale getirilmesi için çalışacaklarını belirtiyor.  Çok sesli sektörel dayanışma alanlarının artırılması ve  istihdam çalışmaları Ayvalık’ın kazanımları arasında yer almalı diyerek, “Siyaset üstü kalarak, Ayvalık’ın kazanması için çaba ve emek harcayacağız” diyor. Ayvalık halkına bir de sözü var Ali Gür’ün, “Yönetime geldiğim takdirde tüm görevlerimden istifa edeceğim” diyerek ATO’nun siyasetler üstü bir yapılanmaya gitmesindeki en önemli adımı atacağının altını çiziyor.

Ticaret Odası yönetimine aday olma nedenlerini ve odanın mevcut yapısını Karadiken.Org’a anlatan Ali Gür yönetime seçildiği takdirde yapılması planlanan proje ve vizyon çalışmalarını paylaştı. Röportaja geçmeden önce kısaca Ali Gür kimdir bir bakalım.

Kendisi 1975 Gömeç doğumlu. Ayvalık Lisesinden mezun olduktan sonra önce Antalya Akdeniz Üniversitesi İşletmecilik Bölümünü, sonrasında ise Eskişehir Anadolu Üniversitesi Pazarlama Bölümünü bitirmiş. 1988 yılından bu yana Sarımsaklı’da yaşıyor. Turizm, emlak, inşaat ve eğitim sektörlerinde faaliyet gösteren Ali Gür, kendisine ait iş yerlerinde 200’ün üzerinde insanın istihdamını sağlıyor.

Kısa bir süre önce programını da açıklayan Ali Gür Ayvalık’ın tarihi ve kültürel zenginliklerinin öne çıkarılması ve tanıtılması için daha fazla çalışma yapılması gerektiğini belirtiyor. Ticaret Odası üyelerine daha donanımlı bir hizmet sunmak için çeşitli birimler kurulması gerektiğini anlatıyor. Oda üyelerine düşük maliyetli kredi kullandırılması, mali ve finansal alanda danışmanlık birimlerinin kurulması, fuarlara aktif katılım ve sektöründe uzman kişiler tarafından çeşitli sempozyumlar düzenlenmesi projeler arasında. Ayrıca Ayvalık Ticaret Odasının yepyeni bir yapılanma içine girmesi gerektiğinin önemini şu sözlerle açıklıyor: “Ticaret Odaları siyaseti değil ticareti yönetmelidir.”

Ali Gür ile gerçekleştirdiğimiz röportajdan en merak edilen satır başları şu şekilde:

 

Karadiken: Öncelikle hayırlı olsun diyelim. Bize zaman ayırdığınız için de teşekkür ederiz. Dikkat çeken bir beyanda bulundunuz her şeyden önce bunu sormak isterim. “Ticaret Odası yönetimine gelirsem tüm görevlerimden istifa edeceğim” demişsiniz. Biraz açıklar mısınız?

Ali Gür:   Partiden bahsediyorsunuz sanırım. Ayvalık Belediyesinin Meclis Üyesiyim. Ticaret Odasının partiler ve siyaset üstü bir oluşum olması gerektiğini düşünüyorum. Zaten kurduğumuz yönetimden de görürseniz her partiden her kimlikten her renkten ve siyasi görüşten insan var. Müthiş bir ahenk oluştu. Kendilerine de bu kararımı açıkladığımda oldukça olumlu yaklaştılar. Doğru olanın bu olduğunu düşünüyorum. Yani siyaset üstü bir yapıda parti veya siyasisi kimliği öne çıkan bir Oda Başkanı olmamalı. Bizlere ve elbette Ayvalık’a ticaret bilgisi ve ticareti geliştirmeye dönük çalışmalara yoğunlaşan bir Ticaret Odası lazım. Zaten bu nedenle “Oda, siyaset üstü olmalı” diyoruz.

K.D: Ticaret Odası uzun yıllardır yerel seçimlerde, bilhassa adayların belirlenmesinde etkin rol üstlenmiş gibi görünüyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

A.G: Bu bir kere oldu. Mevcut belediye başkanımız daha önce Ticaret Odası Başkanlığı görevini yürüttü. Ama bu hep böyle olacak ya da olmalı diye bir durum söz konusu değil. Rahmi Bey için konuşacak olursak; belki bir şans yakaladı, belki de gidişat böyleydi ve durum bunu gerektirdi, bilemiyorum. Ancak şunu açıkça ifade edebilirim ki Ticaret Odası ticareti yönetir, siyaseti yönetmez.

K.D: “Ticaret Odasını halka indireceğim” şeklinde bir açıklamanız olmuş. Biraz açıklar mısınız?

A.G: Her şeyden önce Ticaret Odasının mükellefleriyle barışması lazım. Ticaret Odası sadece evrak alınıp verilen, ihtiyaç halinde uğranan bir yer haline gelmiş. Bu sorunu hepimiz yaşıyoruz. Ama esasında Türkiye’deki Ticaret Odaları böyle değil. Birçok Ticaret Odasında görev yürüten arkadaşlarım var. Zaman zaman kendileriyle fikir alışverişinde bulunuyoruz. Bizimde gözlemlediğimiz ve ayrıca hedefimiz Ticaret Odasının daha aktif ve sosyal bir hal alması. Ticaret erbablarının öğle ve akşam yemeklerinde bir araya geldiği, pek çok konuda odayı ziyaret ettiği, yeri geldiğinde lokal gibi buluşup fikir alışverişinde bulundukları, tartıştıkları bir yer haline gelmesini arzu ediyoruz. Bu hem Ticaret Odasını yaşayan bir kurum haline getirecektir hem de ticaretin gelişmesine katkı sunacak bir yapı haline dönüşecektir. Ticaret erbabları bir araya gelmediği sürece ticaret gelişmediği gibi, yapılanlar da sanal bir görüntüden ibaret kalır. Aynı zamanda mükelleflerin odadan uzaklaşmaması lazım. Ayvalık’ta Ticaret Odası denildiği zaman insanlar şöyle düşünüyor, “evrak için gider gelirim.” Aslında mükelleflerin sürekli uğradığı bir yer olması lazım. Çünkü Ticaret Odası esasında mükellefleri bilgilendiren bir oda olmalı. Girişimciliği artıran bunlara yön veren bir oda olması gerekir. Bu konularda da Ticaret Odası faal olursa zaten mükelleflerde sık sık ziyaret eder. Tabi bunların yanı sıra hizmet kalitesini önemser, içerdeki personel eğitimlerini de bu yönde verirsek Ticaret Odası belli bir ivmeye gelecektir.

Ayrıca mükelleflere ne şekilde ulaşıp, bilgilendirmeyi nasıl yapacağımız önemli. Teknolojinin bu kadar geliştiği bir çağda bu çok zor olmasa gerek. En kolay, en kullanışlı yöntemle üyelerimizle iletişim halinde olacağız. Ticaret Odasının mevcut data bankını size de gösterebilirim. Üyelerin neredeyse yarısının iletişim bilgileri kayıtlı değil. Bu mükellefler nasıl bilgilendiriliyor, meçhul. Bu yüzden ilk önce data bankı yenilememiz lazım. Mail diye bir sistemi yok. Yani biliyorsunuz bu çağda artık her şey mail. Bir bilgiyi karşıya ulaştırmanın en kolay ve hızlı yolu mail sistemi oluşturmaktır. Ama bu bilgiler yok.  Yani mükelleflerimize ulaşmamız lazım. Ticaret odası ile ilgili bakanlıktan, valilikten bir bilgi veya bir yasa geldiği zaman ya da bir teşvik geldiğinde bunu direkt her sektör kendi üyelerine hızlı şekilde ulaştırmalı, gerekirse hemen toplantısını yapmalı, bir çalışma sistemi belirlenemli ve bunların sonucunda üyeler bilgilendirmeli. Basitçe iletişim ya da bilgi iletmek olarak görmemek lazım. Bu ticareti hızlandıracak, mükellefeleri en hızlı şekilde kendilerine tanınan haklardan faydalandırıcak bir sisteme dönüşürse ticaretin hızlanmasına da ciddi anlamda katkısı olur diye düşünüyoruz.

K.D: Bu açıklamadan şunu anlıyoruz o halde; zaman zaman sosyal projeler gelecek, bunların en hızlı ve etkin şekilde duyurusu yapılacak ve üyelerin faydalandırılması sağlanacak. Mükelleflerle barışacağınızı söylediniz.

A.G: Evet o yüzden basit bir iletişim sistemi olarak görmüyorum. İnsanların Ticaret Odasına daha farklı bir gözle bakmasını istiyoruz. Ticaret Odasında 9 sektör var. Her sektör ayrı gibi görünse de esasında bütünüyle birleşik. Şöyle anlatayım: Ticaret Odasının Ayvalık’taki en büyük ve en çok üyesi olan sektörü ulaşım ve makine teçhizat, ondan sonra inşaat geliyor, turizm ve zeytin de bunları takip ediyor. Zeytin 5. Sırada kalıyor. Fakat bence en büyük sektörümüz turizm çünkü turizm hepsini besliyor. Yani basitçe ifade edecek olursak, Ayvalık’a turist geldiği zaman bu kişi zeytinyağı alarak zeytin sektörünü desteklemiş olur, bu kişi ev aldığı zaman inşaat sektörünü destekler, her hangi bir şekilde burada yaşarken de tüketimi artırır. Yani bence Ticaret Odasının ana felsefesi turizm olmalı.

K.D: Yani diğer sektörleri de ön plana çıkaran fakat birbirlerini besleyen bir strateji mi izleyeceksiniz?

A.G: Ayvalık’ta şöyle bir algı var; Ticaret Odası sanki sadece zeytin sektörüne ait bir oda gibi görünüyor.  Ama elbette değil. Dediğim gibi zeytinyağı 5. büyük sektör. Tabi ki çok önemli bir sektör bunu asla görmezden gelemeyiz, gelmeyiz.  Zeytinyağcılar her şeyden önce Ayvalık’ın imajı.  Zeytin bizim her şeyimiz, aslında kültürümüz. Zaten onu en başta tutmamız lazım, Ayvalık eğer bir ürünle anılacaksa bu elbette mutlaka zeytinyağı ve zeytin olmalıdır. Fakat artık bunu turizmle birleştirmemiz lazım. O zaman diğer sektörlere de çok ciddi faydası olacak ve ticareti artıracaktır. Ticaret zaten bu şekilde büyür, ilerler.

K.D: Zaten şöyle bir bilgi var; 1950’den 1990 yılına kadar Ayvalık zeytinyağı piyasa yönetiminde hakim görünüyor. Yani sektörü Ayvalık yönetiyor. Fakat 1990’dan sonra yerel markalar bu yönetim hakimiyetini kaybediyor ve ciddi bir gerileme yaşanıyor. Tabi veriler ortalama. Son yıllarda Ayvalık üretim ve dolayısıyla pazarlama konusunda daha butik, içe kapanık bir hal almış. Bunun sebebi nedir? Bu durum nasıl aşılır? Aslında çokta düşündüğümüz kadar zeytinyağı alımı yok istatistiklere bakarsak.

Bahsettiğiniz konularda çeşitli istatistiki ve bilimsel veriler yayınlanıyor. Biz de bunları takip ediyoruz. Ayvalık’ta zeytinyağı önemli bir sektör ve bu sektörü geliştirmek için yerel markalaşmanın artması gerektiğini düşünüyorum. Herkesin kendi markasını oluşturmasını ve Ayvalık zeytinyağı olarak satmasını isterim. Maalesef ki evet Ayvalık 50’lerde zeytinyağında daha ileri bir noktada görünüyor.  Şu anda iyi, ama mesela Akhisar bizden daha fazla rekolteye sahip olmaya başlamış. Zeytin ağacı sayısını artırmaya başlamışlar, ticaret borsaları bile var.  Ayvalık daha çok kendi içinde kalmış gibi görünüyor. Elbette zeytinyağı sektörü ile ilgili arkadaşlarımızla sürekli  konuşuyoruz. Listemizdeki arkadaşlarımızın bazı önerileri var, inşallah kazanırsak zaten bunları uygulamaya geçireceğiz.

Şöyle bir durum da var, Ticaret Odası başkanı 9 sektörün hepsine hakim olmalıdır ama hepsinde uzman olamaz. Zaten komite ve meclislerin oluşturulmasının sebebi de budur. Ama bu meclisleri ve komisyonları çalıştırmak gerekiyor. Kurumsallığın gereğidir bu. Her sektör temsilcisinin kendi işletme ve sektöründe tecrübeli ve olaya vakıf olması lazım. Heyacan duymak çok önemli. Mesela benim 9 sektörün 4’ünde işletmem var yani inşaat, emlak, turizm ve eğitim, ama diğer 5 sektörde yok. Diğer sektörlerin sorunlarını biliyorum ama onlar kadar anlamam, onlar kadar sorunlara hakim olmam mümkün değil.  İşte tam da bunun için komiteler var. Eğer bu komiteler çalışırsa Ticaret Odası çalışır. Bir kişiyle hiçbir zaman olmaz, başarı olmaz. Bizde, işletmelerimizde tek kişiyle başarılı olamayız, iş dağılımı olması lazım. Sık sık toplantılar halinde müzakere edilmesi lazım. İşte o zaman gerçekten başarıya ulaşırız. Ama bence en önemli şey heyecan… Bu heyecan biraz da Ayvalık’ın değişime duyduğu istek ve ihtiyaçtan geliyor.

K.D: Pekiyi yönetime geldiğiniz takdirde Sivil Toplum Örgütleriyle işbirliğine gidecek misiniz?

A.G:  Tabii ki. Zaten Ticaret Odası bir organizasyon yapacaksa Sivil Toplum Örgütleriyle beraber yapmalı. Ticaret Odası tek başına yapacağı etkinliklerde sınırlı kalır. Yani bir festival olacaksa Kent Konseyi dahil bütün STÖ’lerle birlikte yapmamız lazım. Mutlaka görüşlerini almamız lazım. Kendi sektör temsilcilerimiz ve STÖ’lerle birlikte fikir alışverişinde bulunmamız lazım. Çoğulculuk olursa kalite ortaya çıkar. Çünkü akıl akıldan üstündür. Bizim fikirlerimizin üstüne fikirler getirenlerle biz zaten birlikte çalışmak isteriz.

K.D: Bir diğer merak konusu da Ticaret odasının kullandırdığı krediler, %10’u devler tarafından hibe olarak verilen,  ihtiyaç sahibi üreticilere bir nevi teşvik anlamında olan bu krediler konusunda şeffaf olacak mısınız?

A.G: Ticaret odasının birçok kredisi var. Turizmciye, butik otelciye ayrı kredileri var, tarımla uğraşanlara ayrı. Tabi inşaat sektörüne özel krediler var. Bu kredilerin her biri bakanlıklarda yayınlanıyor. Bazı muafiyetler de var, vergi muafiyetleri, KDV muafiyeti gibi. Bunların hepsi ilgili Bakanlıklar tarafından yayınlanıyor. Önemli olan, bunları takip edip her komiteye bilgi vermek. Zaten  amacımız da bu yönde. Yani işletmeci burada ucuz maliyetli kredi kullanırsa ve istihdamını artırırsa Ayvalık’ta işsizliği azaltır. Kaliteli üretimi artırır ve bu da elbette markalaşmaya yöneltir. Aynı zamanda işletme sayısı artar. Bunlar Ticaret Odasının zaten asli görevleri, yapması gerekenler. Her sektörün kredisi var. Devlet belli bir limit açıyor, diyor ki “Bu kadar sektörüme kredi kullandıracağım.”  Biz isteriz ki keşke hepsini Ayvalık kullanabilse (gülüyor), yani bu bizim içinde iyi olur. O yüzden hızlı davranan bu konuda iyi araştırma yapan, bakanlıklarla ilişkileri iyi olanlar belki de bu işleri daha hızlı yapıyordur. Bizde bu kanalları kullanmak isteriz.

K.D: Doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak şekilde mi?

A.G: Elbette, amacımız bu olmalı zaten. Ayrıca kullanılan krediler konusunda herkesin bilgi almaya hakkı var.

K.D: Zeytinyağında coğrafi işaret var. Şöyle duyumlar geliyor “Suriye ve Hatay’dan gelen zeytinyağları karıştırılıp Ayvalık’ta üretilmiş gibi Coğrafi işaret basılıyor” şeklinde. Elbette bunlar söylenti. Ama Ayvalık gibi Zeytinyağı ile ön plana çıkmış bir kent için önemli. Doğru olması halinde bu konuyu nasıl değerlendireceksiniz, ne yapacaksınız?

A.G: Şimdi böyle bir şeyin doğruluğu kesin değil yorum yapamam. Yanlış bir şey de söylemiş olmak istemem.  Ama böyle bir şey varsa da engellemek en büyük görevimiz olmalı. Çünkü Ayvalık’ın yağ kalitesi çok yüksek ve bizimde onu satmamız lazım. Onu satmak için de kaliteden ödün vermememiz gerekir. Böyle bir karışım durumu varsa tabi ki Ayvalık’ın alamet-i farikası olan zeytinyağına zarar verir. Biliyorsunuz, bir şeyi iyi yaparsanız 10 kişi bilir, bir şeyi kötü yaparsanız 100 kişi bilir. Bu kötü duyum bize çok zarar verir. Bence bunu konuşmak bile kötü. Ama dediğim gibi eğer böyle bir şey gerçekse mutlaka gerekenin yapılması ve engellenmesi lazım.

K.D: Toprak tahlil laboratuvarı kurulmasını sağlayacak mısınız?

A.G: Arkadaşlarla konuşuyoruz.  Çok projeleri var. Toplantılarımızda bu tür şeyleri konuşuyor ve nasıl uygulamaya geçirebileceğimizi tartışıyoruz. Pek çok fikir geliyor, bence hepsini değerlendirmemiz lazım, sadece toprak tahlil laboratuvarı değil. Turizmde özellikle çok büyük teklifler var, zeytinciler çok heyecanlılar. Oda yönetimini alırsak bunların hepsini değerlendireceğiz. Amacımız Ayvalık’a heyecan katmak. Yani artık Ayvalık’ın kabuğundan çıkması lazım. Meselemiz de o zaten. Hepimiz işvereniz hepimiz aynı sıkıntıları yaşıyoruz. Aslında 2 yıldır ben bu seçime hazırlanıyorum. Dediğim gibi en iyiyi bulmak için, özellikle listedeki arkadaşlarla sürekli görüşme halindeyiz. Hepsi sektörün iyi insanları yani büyük ticaret yapıyorlar. Ama hepsi benzer sorunları yaşıyorlar. Bazı konulara onlar da vakıf değil, bazı konulara ulaşamadıklarını söylüyorlar. Bu birazda kendiliğinden bir araya gelen, bilinen sorunların etrafında toplanan bizlerin oluşturduğu bir girişim oldu. Kısaca özetlemek gerekirse, Ayvalık’ın ticaret ve sektörlerinde yaşanan sorunları iyi biliyoruz. Elbette çözümlerini de biliyor ve uygun yöntemlerle çözmeyi hedefliyoruz.

K.D: Geri çekilen “Zeytin Yasası”nı sormak istiyorum. Ayvalık ve Ayvalık gibi zeytin üreticilerinin yoğun olduğu bölgelerde ciddi problemdi bu yasa ve yoğun çabalarla engellendi. Yeniden benzer bir yasanın Meclise gelmesi halinde Ayvalık Ticaret Odası Başkanı olarak tavrınız ne olacak?

A.G: Şöyle söyleyeyim zaten okulumuzda da görmüşsünüzdür, burası eskiden sanayi alanıydı. Şu an 100’e yakın ağaç diktik. Özellikle en çok diktiğim 2 ağaç vardır; biri zeytin ağacı, diğeri palmiye ağacıdır. Palmiye turizmi simgeler, zeytinde Ayvalık’ı simgeler. Her yerde de bunu dikmeye çalışıyoruz. O yüzden bence zeytin ağacını değil, bütün ağaçları korumamız lazım. Maalesef Kozak tarafında çam ağaçlarının kesilmesinde hiçbir yasal engel yok, istediğiniz kadar kesebiliyorsunuz. Herkes zeytin’i biliyor ama Çam ağacının kesilmesine engel bir yasa yok bence hepsinin korunması lazım. Tarım alanlarının da korunması lazım. Bu konuda bakanlıklar çalışmalar yapıyorlar. Biz kesinlikle Ayvalık’ta zeytinin gelişmesini istiyoruz.  Dediğiniz şey bencede doğru değil. Ağaçlar korunmalı.

K.D: Zeytin Hasat Şenliğini sormak istiyorum. Biraz turizmden, kısmende halktan kopuk bir festival havasında devam ediyor. Son festivalin görüntüsü o şekildeydi.

A.G: İki Hasat Şenliği oldu biliyorsunuz. Ziraat Odası ve Ticaret Odası ayrı ayrı yaptılar. Şimdi bir kere bu yanlıştı. Çünkü Ziraat Odasının üyeleri tabandaki zeytin üreticileri, Ticaret Odasının üyeleri biraz onlar ama birazda Zeytin ihracatçıları ve komisyoncuları. Bunlar birbirinden ayrı olamaz. Birleşik olması lazım. Bu festivalin, dediğiniz gibi, turizmle de birleşmesi lazım. Çünkü zeytin hasat şenliği aynı zamanda bir turizm faaliyetidir. Ayvalık’ın hem zeytin ve zeytinyağını tanıtmaktır hem de insanların buraya gelip Ayvalık’ı görmesini bu kültürü hissetmesini, tanımasını sağlamaktır.

K.D: Alaçatı Ot Festivali ve Urla Enginar Festivali oldukça ünlü hale geldi. Hatta kendi bölgelerinin sınırlarını çoktan aştılar. Benim gözlemlediğim kadarıyla bu festivallere Ayvalık’tan günü birlik turlar düzenleniyor.

A.G: Ki bizim bu konuda çok daha kültürümüz yüksek yani zeytinin kültürü çok daha fazla ama dediğiniz gibi birleşerek ortak hareket ederek bunları yapmak lazım. Turizmciler, tarımla uğraşanlar, Ticaret Odası ya da Esnaf Odası birlik içinde olmalı ve birlikte hareket etmeli.

K.D: Son olarak toparlayacak olursak eğer, diğer sektörlere de önem vereceğinizi söylediniz, sadece zeytinyağı değil…

A.G: O zaman neden 9 komite var? Onlara da çok ciddi işlev kazandırmamız lazım. Zaten hepsi birbiriyle bağlantılı sektörler. Bir memlekette tek sektör olamaz. Mümkünse, gösterilen çaba sektörler arasında eşit olmalı. Çünkü bu sektörlerin her biri çarkın dişlileri gibi bir tanesiyle uğraşırsanız diğerleri sekteye uğramaya başlar. Bence bu konuya tek bakılması, tek algı olması çok yanlış. Ticaret Odasının bu algısını değiştirmek gerekiyor.

K.D: Biraz da programınızdan ve uygulamayı düşündüğünüz projelerden konuşalım. Kısaca değinebilir misiniz?

A.G: Mesela işsizliği azaltmak için bir projemiz var. İŞKUR gibi çalışan bir yapıya, bir kuruma ihtiyaç var. Model olarak İŞKUR alınabilir ama daha yerel ölçekte elbette, yani önceliği Ayvalık’ta yaşayan işsiz insanlarımıza vererek.

Her sektörü kapsayan pazarlama stratejilerini geliştirmek adına hazırladığımız projeler var. Pazarlama oldukça önemlidir. Ürettiğiniz ürünler ya da müşteriye ulaştırmak istediğiniz hizmetler, eğer pazarlama yeteneğiniz yoksa elinizdeki güzellikler olmaktan öteye gidemez. Başka bir anlamı yoktur. Pazarlama okudum, pazarlamanın tekniklerini bilirim. Başta da söylediğim gibi inanılmaz bir teknoloji çağında yaşıyoruz, interaktif pazarlama üzerine çalışmalar yapmak dönemin gereğidir. Dünyada son derece başarı uygulamalar var, örnek alınabilir. Bence Ticaret Odasının öncelikle kendi içinde bir pazarlama stratejisi kurması lazım. Sektörün içindeki kişiler, örneğin zeytinyağını satmak istiyorsa oraya web sayfasını, linkini koyması lazım. Online satış sistemi yapılmalı. Otelci eğer odasını satmak istiyorsa bunu yapması lazım. Emlakçı dairesini satmak istiyorsa bunu yapması lazım. Bunun bir havuzu olması ve bu havuzdan satış yöntemi olması lazım. Bu Ticaret Odası ve mükellefleri açısından az önce söylediğimiz barışmayı sağlar, orada bir hareket başlarsa Ticaret Odası herkes için bir kapı olur. Bir yandan tanıtıma yardımcı olurken diğer yandan ticaretin gelişmesini sağlar.

Aynı zamanda işsizlik konusunda da bir havuz olmalı. Ayvalık açısından bu oldukça ciddi bir sorun. Diğer yandan da biz işverenler açısından nitelikli iş gücüne ulaşmakla ilgili bir sorun var.  Biz okulumuzda bunu yaşıyoruz. Farklı alanlarda istihdama ihtiyaç oluyor. Ama nitelikli personeli bazen bulamıyoruz ya da geç buluyoruz. Neden? Bunu kendi sayfalarımızda yayınlıyoruz, çevremizdeki insanlara söylüyoruz. Bu belli bir yere kadar yayılabiliyor. Ama Ticaret Odası üzerinde İŞKUR benzeri bir site kurulursa bu her sektör açısından faydalı olabileceği gibi işsizlik sorununun çözümünde de faydalı olabilir. Ayvalık’ta çalışmak isteyen nitelikli kişiler buraya müracaat eder. Aynı zamanda tersten düşünecek olursak, Ticaret Odasının işletmeleri de buradan eleman seçimini yapar. İş arayanlar buradan sektördeki açıkları, iş ilanlarını görür, müracaatlarını gerçekleştirme imkanı doğar. İşveren ve işçiyi birleştirmiş oluruz. Bu hem kaliteyi yükseltir hem işsizliği azaltır ayrıca nitelikli personelin bir an önce işe girmesini sağlar. Bu da iyi bir katkıdır diye düşünüyorum. Benim demek istediğim şu; biz 11 tane vergi levhasına sahibiz 4 sektörde işletmelerimiz var o yüzden de bütün sorunları biliyoruz zaten kendimiz yaşıyoruz. Yaşadığımız sorunları çözmek için bu yönetim Ticaret Odasına aday oldu. Çünkü bunların çözüm yöntemlerini de biliyoruz. İşin içindeyiz mutfağındayız, amacımız da bu zaten.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here