Antik Yunan Kaynaklarında Ayvalık Adaları

Dr. H. Sercan Sağlam

Tarihçi Herodot (MÖ 5. yy), Anadolu kıyılarını anlatırken Midilli yakınlarındaki ‘Yüz Adalar’dan (Hekatonnesoi) ve burada mevcut bir kentten, ismini vermeden bahsetmektedir. Coğrafyacı Timosthenes (MÖ 3. yy) ise bu adaların sayısını 40 olarak belirtmektedir. Peloponez Savaşı (MÖ 431-404) kapsamındaki muharebelerden biri olup Dikili civarında gerçekleşmiş MÖ 406 tarihli Arginusae Savaşı esnasında Atinalı general Konon’un sığındığı bir yer de tarihçi Diodorus (MÖ 1. yy) tarafından yine ‘Yüz Adalar’ şeklinde aktarılmaktadır. Bu ismi coğrafyacı Strabon 1. yy’da kullanmakta olup adaların sayısını 20 olarak vermektedir. Tarif ettiği bölgeden de ‘Yüz Adalar’ın Ayvalık Adaları olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Adalardan birisi ‘Pordoselene’, (alternatif olarak Poroselene) olup aynı isimli kenti de barındırmaktadır. Buranın karşısında daha büyükçe bir ada olup aynı isimli, terk edilmiş bir kente sahiptir. Strabon bu ikinci ada ve kentinin ismini net bir şekilde belirtmemektedir fakat burada bir Apollon Tapınağı olduğundan bahsetmektedir. Esasında Pseudo-Skylaks çok daha önce, MÖ 4. yy itibariyle Pordoselene adası ile aynı isimli kentini tekil olarak aktarmakta olup Midilli açıklarında yer aldığını eklemektedir.

MÖ 5. yüzyıla tarihlenen vergi payı listelerinde Attika-Delos Deniz Birliği mensubu şehirlerin başkent Atina’ya ödediği miktarlar belirtilmektedir. Bunlardan yaklaşık olarak MÖ 422/21 tarihli bir tanesinde, Troas kıyılarına tekabül eden bölgede yer alıp Atina’ya ödeme yapan ‘Aktaiai Poleis’in (Aktaios Kentleri) sıralandığı kayıtlardan biri, istisnai olarak ‘Nesos Pordoselene’ şeklinde iki isimli bir listelenmeye sahiptir.

Filozof Aristo (MÖ 4. yy), hayvanlar hakkında yazmış olduğu bir kitapta Pordoselene’den de söz etmektedir. Burada mevcut bir yol, gelinciklerin yaşam alanını adeta ikiye bölmektedir. Gelincikler yolun yalnızca bir tarafında yaşamakta olup öteki tarafına kesinlikle geçmemektedir. Bu ilginç bilgi daha sonra Romalı Gaius Plinius Secundus (1. yy) tarafından da aktarılmış, Pordoselene adası ve aynı isimli şehrinden de konumu itibariyle kısaca bahsedilmiştir.

Coğrafyacı Pausanias 2. yy’da Pordoselene’de gördüğü bir yunus balığını anlatmaktadır. Buradaki küçük bir çocuk, balıkçılar tarafından yaralanmış bir yunus balığının iyileşmesine yardım etmiştir. Karşılık olarak da yunus balığı çağrılarına uyarak ve ne zaman isterse de üstüne binmesini sağlayıp dilediği yere götürerek çocuğu ödüllendirmiştir..

Yine bir Pordoselene ve yunus balığı hikayesi, bu kez Yunanca eserler yazmış bir Romalı olan Claudius Aelianus (3. yy) tarafından biraz daha uzunca anlatılmıştır. Bizantionlu Leonidas isimli birisi, Aiolis bölgesinden geçerken Poroselene’de evcil bir yunus balığına şahitlik etmiştir. Buranın limanında yaşayan yunus balığı, kentin sakinlerine adeta kendi dostuymuş gibi davranmaktadır. Dahası, yaşlı bir çiftin bu yunus balığını manevi evlatları gibi beslediğini anlatmakta ve en albenili yemleri ikram ettiğinden söz etmektedir. Bu yaşlı çiftin bir oğlu olup yunus balığıyla beraber büyümüştür. Öyle ki, ebeveynleri bu ikiliyi beraber el üstünde tutmuş, dolayısıyla da aralarında hürmetkar bir sevgi ve yakınlık vücut bulmuştur. Böylelikle yunus balığı Poroselene’yi memleketi gibi sever, limanını da kendi evi gibi görür olmuştur. Bunun yanında daha sonra kendisine sunulan sevgi ve emeğin karşılığını da verme fırsatı bulmuştur. Yunus balığı büyüdüğünde artık insan eliyle beslenmeye ihtiyaç duymadığı gibi limandan da açılabilecek güçtedir. Açık denizde bulduğu yiyeceklerin bir kısmını yiyerek karnını doyurmakta, kalanını ise kentteki ‘hemşehrilerine’ takdim etmektedir. Kent sakinleri de bunun farkında olup her seferinde kendisini memnuniyetle beklemektedirler. Bunun yanında oğlan çocuğu ise, aralarındaki samimiyetten güç alarak ne zaman yunus balığını yaşlı çift tarafından konan ismiyle ve buna eşlik eden güzel sözlerle çağırsa, ister kürekli gemilerle yarışsın, ister diğer balıklara nazire yaparcasına suya dalıp çıksın, isterse de açık denizde avlansın, yunus balığı derhal su yüzüne çıkıp tüm hızıyla adeta suyu yaran bir gemi gibi kendisinin yanına gelmekte ve neşeyle sıçrayıp oynamaktadır. Kimi zaman oğlan çocuğuyla beraber yüzmekte, kimi zamansa bir yüzme yarışı için kışkırtmaktadır. Asıl hayret verici olan ise, yüzme yarışı yaparken kimi zaman önde olmasına karşın yunus balığının bilerek kendisini ikinci sıraya atıp oğlan çocuğunun kazanmasına müsaade etmesidir, ki bu şekilde yenilmekten de mutluluk duymaktadır. İşte tüm bu olanlar çevrede geniş yankı uyandırmış ve Poroselene’den gelip geçenlerin hatırında bu ikili kentin muazzam sahnelerinden biri olarak yer etmiştir. Aynı zamanda yaşlı çifte ve oğlan çocuğuna da birer gelir kaynağı olmuştur…

Batlamyus (2. yy), ‘Coğrafya’ (Geographike Hyphegesis) isimli meşhur çalışmasında kentlerin konumlarını koordinatları ile belirtmiş olup ilgili veriler modern haritalara göre ciddi farklılıklar göstermektedir. Burada Pordoselene, boylamı itibariyle hemen yakınındaki Antandros, Adramytteion ve Pitane ile aynı hizada olup güneyinde ise Kaikos (Bakırçay) nehrinin ağzı bulunmaktadır.

Şekil 1-2: Batlamyus’un aktardığı koordinatlara göre Anadolu & Pordoselene ile çevresi (Geographia, Roma baskısı, 1478)

Pordoselene ve Nesos / Nasos adına darp edilmiş birçok sikke mevcuttur. Pordoselene için olanlar yaklaşık olarak MÖ 5. yüzyıl (Klasik Yunan) ile MS 1-3. yüzyıl (Roma) dönemlerine tarihlenmekte olup üzerinde kent adının kısaltmasına ek olarak birtakım insan ve hayvan figürleri taşımaktadır. Bunlardan MÖ 5. yüzyıl civarına tarihlenen ve kentin ‘POR’ ya da ‘PORD’ gibi kısaltmalarla belirtildiği klasik Yunan dönemi sikkelerinin bir yüzünde Apollon ile Silenos olarak yorumlanabilecek insan figürleri, öteki yüzünde ise genellikle deniz kabuğu, yengeç, panter veya yunus balığı gibi hayvanlar yer almaktadır. Nesos sikkeleri ise genelde MÖ 3-4. yüzyıllara tarihlenmektedir. Bunların üzerinde de kentin adı ‘NASI’ biçiminde belirtilmiş olup bir yüzünde Apollon, öteki yüzünde ise panter ya da yunus balığı figürleri bulunmaktadır. Her iki sikke türünde de bir yüzde yunus balığı figürüne sıklıkla rastlanmaktadır. Bu yüzden de Pordoselene – yunus balığı ilişkisinin mevcut yazılı kaynaklardakinden çok daha eskiye dayandığı düşünülebilir.

Şekil 3-4: Üzerinde yunus balığı figürleri bulunan MÖ 3-5. yüzyıl Pordoselene ve Nesos sikkeleri, sırayla (Asia Minor Coins)

Pordoselene ile Nesos / Nasos konum olarak genellikle Cunda (Alibey) Adası ile özdeşleştirilmektedir. Buna rağmen aralarındaki ilişki henüz kesinlik kazanmış değildir ve bu yönde farklı bilimsel görüşler söz konusudur. Örneğin Midilli üzerine çalışmış I. D. Kontes, Pordoselene ile Nesos’un aslında aynı yer olduğunu ve bu tek adada iki farklı isme sahip tek bir kent olduğu iddiasını öne sürmektedir. Edremit Körfezi genelini araştırmış J. Stauber bunu destekler yönde, Nasos isimli kentin Pordoselene adasında olduğu çıkarımında bulunmuştur. A. Carusi de tek bir kent olduğu kanısındadır fakat bunun iki adaya yayılmış olabileceği ihtimalini de ön plana çıkartır. Öte yandan Atina vergi payı listelerini derleyen B. D. Meritt, H. T. Wade-Gary ve M. F. McGregor ise Ayvalık Adaları’nda Pordoselene ve Nesos isimli iki ayrı kent olduğu görüşündedir. Bu konu üzerine detaylı bir araştırma yapmış P. Stumpf da benzer bir şekilde Pordoselene ile Nasos adalarının ayrı olup kendi aynı isimli kentlerini barındırdığı kanısındadır. Bu adaların da sırayla Büyük Maden ve Cunda adaları olduğunu iddia etmektedir. Aralarındaki temel farklılıklara karşın tüm bu görüşlerin Cunda Adası’nda birleştiğini söylemek mümkündür.

Ayvalık Adaları’nda olduğu varsayılan bir diğer antik kent de Chalkis’tir. Aslında bu isme sahip birçok kent olup Antik Yunan kaynaklarında da sıklıkla rastlanmaktadır fakat bir tanesinin kesin olarak Midilli yakınlarındaki bir adada olduğu ancak Stephanos Byzantinos tarafından 6. yüzyılda dile getirilmiştir. Burası da R. Kiepert tarafından mevcut verilerden hareketle Çıplak Ada olarak yorumlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here