Nereden başlasam anlatmaya? Elimi evlerin duvarına sürüyüp onlarca metre ilerlediğim günlerde, duvarların sesini biriktirdiğimi bilmiyordum elbette. Çocuktum; annemin en büyük telaşı dizlerimi kanatmadan eve dönebilmemdi. Gün boyu çift kale maçlardan, koşturmalardan, tahta üzerinde yokuştan kaymalardan, mahalle kavgalarından kaygılı annem için eve sapasağlam dönmemden daha büyük mutluluk mu olurdu!

Yılar sonra o çocuk, eski mahallesinden geçerken, dut ağacının ona seslendiğini duydu. Göz göze geldiler. Çocuk, hatırladı..

Dut ağacı.. Mahallemizin yolunun kıyısında,  yılların kamburluğuyla yola eğilen o eskimeyen arkadaş! Bir zamanlar usul usul akan derenin kenarında filizlenen, derenin üzeri asfaltlandıktan sonra yolun komşusu olan dut ağacı.

Mahallemiz, eski Türk filmlerinde anlatıldığı gibi konu komşu, cümbür cemaat yaşar giderdi. Hayat bize Yorgo’nun, Niko’nun inşa ettiği evlerde Ahmet, Ali, Ayşe olarak büyüme sırasını vermişti.

Büyüdüğüm evin sahibi olamadığımı çok sonra anladım; ev, sahibini bekliyordu. Ben hep emanet büyüdüm evin içerisinde, mahallede. O dut ağacı da oraya gökten düşmedi ya! Hangi ellerin onu derenin kenarıyla buluşturduğu, cansuyunu kimin verdiği artık düş gücümüzün yeteğine kalmış.

Söz uzayıp gidiyor, uzatmamalı; dut ağacı diyordum, dün gibi aklımda.. Yaklaşık olarak 30 yıl önce, yine sokaktaydım; belki top oynamıştık, belki kavga etmiştik, belki de koştur koştur soluk soluğaydık. Resmi plakalı bir kamyonet yanaştı ağacın önüne.

Belediye ekipleri gelmiş, yola eğilen dut ağacını keseceklerini söylüyorlardı. Toplasan, çarpsan kaç kiloyum, kime nasıl karşı çıkarım?! Belediye görevlileri bıçkılarını hazırladılar, makine öğütmek için gürül gürül çalıştı. Aklımdan geçmedi değil, Tom Miks, Teksas, Zagor olayım da ağacımızı kurtarayım! Çelimsiz bir çocuğun ikindi düşü işte..

Bıçkı ağacın gövdesine dokunacakken bir kapı açıldı.. O küçücük evin kapısından, dev gibi bir adam çıktı; Arap Halim! Arap Halim, mahallemizin başlangıcında oturur, sessiz sedasız yaşayıp giderdi eşi Melek Teyze’yle. Neden ‘Arap’ dendiğini bilmiyorum, esmerliğinden olsa gerek.

Arap Halim o gün belediye görevlileriyle konuşmasa, sesini duymuşluğumuz yoktu; konuşmak mı dedim, değil, gürlemek! Ağacın önüne geçip kollarını havaya kaldırışını, o kambur dut ağacını savunuşunu görmeliydiniz, ben gördüm. Ünvanları, yetkileri ve demirbaş listesinde kayıtlı bıçkının gücüyle gelen itirazlar ve yanıtlar;

“Keseriz!”

“Kesemezsiniz!”

“Keseceğiz!”

“Kestirtmem!”

“Belediye emridir, kesmesek olmaz”

“Kesmeyeceksiniz!”

Arap Halim’in kıyısında, köşesinde yavaş yavaş toplanmalar, koltuğunun altındaki karpuzu yere bırakıp sözü alanlar, elindeki poşeti yanındaki oğluna verip bir adım öne çıkanlar, homurtular, itirazlar…

“Kesmeli..”

“Kestirmeyiz!”

‘Ağaç yolun kıyısındaymışmış, arabalarmışmış, yapraklarmışmış, dökülürlermişmiş, olmazmışmış..’

Arap Halim ağaca yakın durdukça, dutun kamburu düzeliyordu. Onu toprağa ilk kavuşturan elle, ona sarılan elin aynı el olduğunu fark etmişti.

“Ne zararı var size ağacın?”

“…..”

Havada asılı kalan bu soruyu, hiçbiri yanıtlayamadı. Ne zararı vardı size ağacın? Bizden daha eski Ayvalıklı, mahallenin en yerlisi; ne zararı vardı size?

Bıçkı kamyonetin kasasına kondu, kapılar kapandı, şoför aracı çalıştırdı, siyah plakalı araç kapkara egzos dumanıyla mahalleden uzaklaşıp, bir lokma kayboldu.

Arap Halim eşinin evden çıkardığı tahta sandalyeyi dutun yanına koydu, oturdu;kalabalık dağıldı.

Kendime Tom Miks’ten, Teksas’tan, Zagor’dan kurtarıcı ararken, yeni bir süper kahramanım olmuştu, hem de maskesiz; Arap Halim!

Dut, hâlâ orada; kambur ve dimdik!

 

Turgut Baygın kimdir?

Ayvalık Lisesi mezunu. Şiirler ve senaryolar yazmakta ve kısa film projeleri geliştirmektedir. Senaryo ve tretmanını yazdığı bir çok kısa film çekilmiş, ulusal ve uluslararası festivallere katılmıştır.  Kidonya dergisinin yayın danışmanlığını yaptı.

       Şiirleri, yazıları ve söyleşileri Akatalpa, Hayal, Kidonya, Kurşun Kalem, vb. gibi dergi, fanzin, gazete ve eklerinde yayımlandı.

Yönetmenliğini Yaptığı Kısa Filmler:

Hercai – 2007

Yönetmen – Turgut Baygın

  1. Pam Kısa Film Festivali, Finalist. 2009
  2. İKFD Ulusal Kısa Film ve Öykü Yarışması, Gösterim. 2007

Bedel – 2010 /

Yönetmen – Nail Pehlivan, Turgut Baygın

Senaryo – Nail Pehlivan, Turgut Baygın

Yapımcı – Turgut Baygın, Neslihan Karaalp, Nail Pelivan

  1. Ankara Uluslararası Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması, Kurmaca Dalı, Finalist. 2010
  2. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, İşkence Konulu Film Gösterimi. 17 Nisan 2010
  3. Festroia I.F.F. Setubal, Portekiz, Men and His Environment Section Competition Film. 2010

Kocatepe Üniversitesi Kısa Film Festivali, Kısa Film Yarışması Yarışma Filmi. 2010

  1. Eskişehir Uluslararası Film Festivali. Türkiye. 2010
  2. Yıldız Kısa Film Festivali. 2010

İstanbul Lisesi 7. Liseler Arası Kısa Film Yarışması, Katılan Filmler. 2010

Balıkesir Sinema Günleri. 2010

Smrna Kısa Film Festivali, Kurmaca Dalı, Yarışma Filmi. 2010

Lochness Film Festival, İskoçya. 2010

Patras City Film Festival, Yunanistan. 2010

Naoussa Film Festival, Yunanistan. 2010

Manisa Altın Üzüm Kısa Film Festivali, Kurmaca Dalı, Katılım. 2010

Eskişehir 12. Film Festivali, Türkiye’den Kısalar II Bölümü, Gösterim. 2010

Suç ve Ceza 1. Uluslararası Film Festivali, Adalet Terazisi Bölümü, Gösterim. 2011

Eskişehir Kral Midas Kısa Film Festivali, En İyi Yönetmen Adayı. 2011

Eskişehir Kral Midas Kısa Film Festivali, En İyi Senaryo Adayı. 2011

Yapıtları:

Şiir Kitapları:

Mendil Dağ ve Başka Şeyler (2016, Nezih-Er Yayınları, İzmir, 80 s.)

5 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here