Ayvalık Metropolis Kilisesi ve Mahallesi – H. Sercan Sağlam

0

Çeviri(*) ve Düzenleme: Dr. H. Sercan Sağlam

İsmi Meryem’in ölümüne atfedilmiş olan kilise, mahallesiyle beraber merkezi konumu sebebiyle Mesaia (Orta) ya da Mesi Panagia (Ortadaki Meryem) olarak da bilinmekteydi. Ayvalık’ın en eski dördüncü kilisesi olup ilk binası 18. yüzyılın birinci yarısında inşa edilmiş olmalıdır. Buna karşın 1780’lerin başında papaz Ioannis Oikonomos’un buraya bir okul yaptırdığı kayıtlıdır; ki bu esnada benzer iki okul daha inşa ettirmiştir: Taksiyarhis (kilisesi günümüzde müzedir) ve Yetimlerin Meryem’i (sonradan Kato Panagia, kilisesi bugün Hayrettin Paşa Camii’dir).

Kilise binası basit bir üç nefli ve ahşap tavanlı bazilika olup Ayvalık ve Midilli’de inşa edilmiş dönemin diğer kiliselerine benzerlik göstermekteydi. Mahalle ve kilise kompleksi Ayvalık’ın tamamı gibi 3 Haziran 1821 yangınında yok olmuştur. 1832’de kent sakinlerinin geri dönmesine izin verilmesiyle beraber eski kilise kısa süre içerisinde onarılmış olmalıdır. Bu yapı en aşağı 1840 yılına kadar hizmet vermiştir.

Ancak bir müddet sonra eski kilise yıkılmış ve yerine yeni, daha büyükçe bir kilise inşa edilmiştir. 20. yüzyılın hemen başlarında Profitis Ilias Tepesi’nden (günümüzde İlk Kurşun Tepesi) çekilmiş ve kartpostallarda kullanılmış bir Ayvalık panoramasında görülen kilise de bu ikinci yapıdır. Bu bina da Aiolis tarzında, tipik bir üç nefli bazilika olup orta nef tepesinde çıkmaya sahip değildi. Örneğin Ayvalık’ta binaları halen mevcut eski Taxiarchis (müze), Kato Panagia (Hayrettin Paşa Camii) ve Agia Triada (günümüzde viran haldedir) kiliseleri de bu tipte yapılar olup Mesi Panagia‘dan farklı olarak orta nef üzerinde iç mekanı aydınlatmaya yarayan ve ahşaptan, pencereli birer çıkmaya sahiptir. Mesi Panagia da, giriş cephesine ek olarak yan cepheleri de kısmen kuşatan, ‘U’ biçimli ve hacimli bir dış nartekse sahip olup, özellikle de apsis üzerindeki oval ışıklık pencereleri gibi morfolojik özellikleri sebebiyle aynen yıkılan Agios Dimitrios (yerinde günümüzde Halk Eğitim Merkezi vardır) gibi 1840-1850 civarı inşa edilmiş bir kilise olmalıydı. İçerisindeki ikonalar ise kentin saygın sanatçılarının imzasını taşımaktaydı.

Kilisenin doğu tarafında, içerisine ölülerin kemiklerinin konulduğu müştemilatı da içeren tek katlı yapılar inşa edilmişti. Eski kiliseye ve avlusuna defnedilmiş ölülerin kemikleri de sonradan bu yapıya nakledilmişti; zira Islahat Fermanı (1856) öncesinde Hıristiyanlar kent içerisinde mezarlık kurma hakkına sahip değildiler. Bu yapı grubunda ayrıca Agia Varvara isimli küçük bir yan şapel, depo, mumhane ve kilise hizmetlileri için bir hücre de bulunmaktaydı.

Kilisenin batı tarafında ve hemen karşısında ise iki katlı bir metropolit binası bulunmaktaydı. Bu bina avluya sonradan eklenmişti. Zemin katında çeşitli idari bürolar ve bir kitapçı vardı.

Geniş bir merdiven yoluyla ulaşılan revaklı ikinci katında ise yine idari büroların yanında kentin ihtiyar heyeti ve de o dönemde bölgede Ayvalık merkezli faaliyet göstermekte olan Efes metropoliti için çeşitli odalar tahsis edilmişti. Bunlar Efes metropoliti ve piskoposu için yerel ofis görevi görmekteydi.

Bu mekanlar daha sonra 1908’de, kurulan bağımsız Kydonia metropolitinin merkezi olmuştur. İlgili yeni idari yapının da ilk ve son piskoposu Stromnitsis Gregorios Orologas idi. Metropolit binasının ilk katında pencereler olup batı cephesi ise Plati Sokaki (Geniş Sokak, günümüzde Cumhuriyet ve Barbaros caddeleri) üzerinden mahreç alan dükkanlara bitişikti. Bu dükkanlar da metropolitin mülkiyetinde olup pazaryerindeki (Agora) tüccarlara kiralanmaktaydı.

Tüm kompleksin kuzeyde bir, güneyde ise iki adet olmak üzere toplam üç girişi vardı ve güneydekiler dereye bakmaktaydı (sonradan üstü kapatılmıştır, günümüzde Talatpaşa Caddesi). Ana giriş güneyde yer alıp metropolit ve ihtiyar heyeti ofislerinin yer aldığı bina ile kilisenin arasında bulunan taş döşeli avluya açılmaktaydı. Bu ana kapı, esasında üzerine yüksekçe bir çan kulesi yerleştirilmesi niyetiyle yapılmıştı fakat bu inşa gerçekleşmemiştir. Geçici bir çözüm olarak çanlar, büyükçe kapıların üzerinde yer alan demir strüktürlerin üzerinde sallanmaktaydı. Kilise kompleksinin hemen yakınındaki iki küçük köprü, derenin üzerinden komşu mahallelere (Agios Ioannis ve Agios Georgios) ulaşımı sağlamaktaydı.

İlk izleri sürülemeyen Mesi Panagia‘nın ne zaman metropoliten kilisesi olduğu da belirsizdir. 1821 öncesinde metropoliten kilisesi Agios Georgios (günümüzde Çınarlı Camii) idi. Ayvalık sakinlerinin 1821’de vuku bulan yıkımlar sonrasında kente geri dönüşleriyle beraber metropoliten kilisesi, onarımdan geçirilen Kato Panagia olmuştur. 1889 itibariyle, diğer adıyla Koimesis tes Theotokou‘nun metropoliten kilisesi olduğu kayıtlarda mevcuttur fakat kesin olan şu olmalı ki, 1840’ların ortasında tekrardan inşa edilen Mesi Panagia, yeni binasıyla bu esnada metropoliten kilisesi de olmuştur. Zira o yıllarda eski metropoliten kiliseleri durumundaki Agios Georgios ve Kato Panagia 1821 sonrası onarım görmüştü fakat binaları henüz yeniden inşa edilmemişti (sırayla 1880-81 ve 1850’de gerçekleşmiştir).

Mesi Panagia‘nın mahallesi temel olarak derenin güney tarafına doğru uzanmaktaydı (bu bölge günümüzde yaklaşık olarak Fevzipaşa-Vehbibey Mahallesi’ne tekabül etmektedir). 1700 civarı bu mahalle kurulmuş vaziyettedir. İlk yerleşim yeri Plati Sokaki‘nin hemen yanında yer almaktaydı. Bu bölgedeki dar, yer yer çıkmaz sokaklı ve kapalı kentsel yapı, mahallenin nispeten eski tarihinin adeta nişanesi görünümündedir. Oysa günümüzde, bu mahalledeki en eski binalar dahi 19. yüzyılın sonlarına tarihlenmektedir. Bu mahalle özellikle de papaz Oikonomos dönemi başta olmak üzere hızlı bir şekilde, kayda değer gelişme göstermiştir. Mahallenin kıyı bölgesinde çeşitli imalathaneler ve kayıkhaneler, iç kesimlerde ise konutlar bulunmaktaydı.

Kentin 1821’de tahrip olmasından ve akabinde Rum sakinlerinin geri dönmesinden sonra kıyı bölgesi denize doğru genişletilmiştir. Örneğin bu bölgede Sarımsaklı yöresindeki taş ocaklarından sandallarla getirilen ve her türlü inşada kullanılan, yöreye özgü taşların işlendiği atölyeler de mevcut idi.

19. yüzyılın sonlarında gerçekleşen hızlı ekonomik gelişme sonucu bu bölge, kıyı şeridinin geri kalan diğer kısımları gibi gelişerek kentin ikinci endüstri merkezi kimliğini kazanmıştır. Bu bağlamda Kato Panagia da yine kıyı bölgesiyle önemli bir sanayi mahallesi olup burada ikamet eden işgücünün istihdamı Mesi Panagia‘nın sahil kısmındaydı. Fabrikaların büyük çatıları ve yüksek bacaları artık Kato Chora (şehir merkezi) bölgesini de doldurmakta olup buranın kuzey kısmında bulunan birinci endüstriyel bölge ile adeta rekabet eder hale gelmiştir. Bu yeni sanayi bölgesi Ladadika ve Sapounzidika olarak da bilinmekteydi. Diğer yandan Plati Sokaki etrafı ve gerisinde yer alan konut bölgesi ise her zaman bu yoğun endüstriyel bölgenin arkasında kalmıştır.

20. yüzyılın başlarını takiben Mesi Panagia‘nın mahallesi yaklaşık 450-500 konuta, dolayısıyla aşağı yukarı 2000-2500 kişilik bir nüfusa sahipti. Burada ikamet eden sakinler başlıca olarak zengin toprak sahipleri, tüccarlar ve de sanayicilerden müteşekkil olup bu varlıklı ailelerin büyük ve ihtişamlı evleri vardı.

Mesi Panagia Mahallesi, yakınındaki Agios Dimitrios ile beraber kent merkezinin en aristokratik yerleşimleri durumunda olup sakinlerinin çoğu yaz boyunca sayfiye yerlerindeki ikinci konutlarını tercih etmekteydiler. İhtiyar heyetine bu mahalleden üç temsilci seçilmekteydi. Kilisenin 1920 itibariyle papazı Eugenios Lakaliotis idi.

Mahallenin genel görünümü 1922’den bu yana fazla değişmemiştir fakat konutların çoğunda, özellikle de eski Plati Sokaki‘ye (günümüzde Barbaros Cad.) bakanlarda, ticari kullanıma yönelik birtakım değişiklikler yapılmıştır. Kenti kuzeyden güneye kat eden yeni geniş cadde (Atatürk Bulvarı) başlıca olarak dolgu alanı üzerine yer almaktadır. Bu yüzden de Kato Chora‘nın tarihi kent dokusuna, Yukarı Chora‘da (günümüzde Sakarya Mah.) olduğu gibi pek bir zarar vermemiştir. Yalnızca düzlük dolgu alanında yer alan bazı eski evler ve dükkanlar nispeten yüksek katlı yeni yapılar için sonradan yıkılmıştır. Bunların geneli de denize bakan ticari binalardır.

Metropoliten kompleksi kiliseyle beraber 1922 sonrası dönemde, yani mübadelenin ilk yıllarıyla beraber yıkılmıştır. Yeri ise üzeri örtülerek caddeye dönüştürülen dere yatağıyla beraber çarşıya katılmış olup günümüzde burada her türlü ürünü bulmak mümkündür.

 

Şekil 1: Jean D. Contaxis’in 1900’lerin başına tarihlenen Ayvalık panoraması (Anonim)

 

Şekil 2: Jean D. Contaxis panoramasından detay, soldan sağa olmak üzere Koimesis tes Theotokou (Mesi Panagia / Metropolis), Agios Ioannes (günümüzde Saatli Camii) ve Taxiarchis (müze) çan kulesi (Anonim)

Şekil 3: Mesi Panagia kilisesi ve mahallesinin Ayvalık’taki yeri (Psaros, 2017, s. 188)

 

 

 

Şekil 4: Mesi Panagia kompleksi, 1- Kilise, 2- Metropolit binası, 3- Ana giriş, 4- Yan girişler, 5- Agia Varvara şapeli, 6- Hücreler, 7-Mumhane, 8- Hizmetlilerin yeri, 9- Konut, 10- Dere, 11- Plati Sokaki üzerinde köprü (Psaros, 2017, s. 196)

 

Şekil 5: Yıkılan Mesi Panagia kilisesinin yeri günümüzde Talatpaşa Cad. ve Muradiye Çarşı Aralığı Sok. arasında kalmaktadır ve ticari amaçla kullanılmaktadır (Yandex Haritalar, 2017)

 

(*) Asıl Kaynak: Psaros, D., E., (2017). Το Αϊβαλί και η Μικρασιατική Αιολίδα (To Aivali kai i Mikrasiatiki Aiolida), Morfotiko Idryma Ethnikis Trapezis, Atina (ss. 188-199)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here