Kültürel miras, kentler arasında farklılık yaratan ve yaşanabilirlik düzeyi açısından bir kalite sunan önemli bir değerdir. Ayrıca bu değere sahip olmak da bir ayrıcalık oluşturur.  Öte yandan kentlerin büyüme ve gelişme süreçlerinde, kültürel ve doğal miras üzerinde zorlayıcı ve tehdit edici baskılar oluşur. Bu sorunla baş edebilmek ancak güçlü bir kentlilik bilinciyle birlikte, kentliler arasında farkındalık oluşturma süreçleriyle sağlanabilir.

Ege’nin önemli bir kıyı yerleşmesi olan Ayvalık, aynı anda hem kültürel miras hem de doğal miras açısından zengin ve özgün bir yapıya sahiptir. Geçmişte önemli bir liman kenti iken kıyıyla içiçe olan işleyişinin ve kültürünün kentteki izleri günümüzde de kendisini farklı biçimlerde göstermektedir. Bir liman kentinin kıyıdan içeriye doğru sıralanan; antrepo, endüstri ve hizmet yapıları (fabrika, sigorta şirketleri, bankalar, konsolosluklar ve diğerleri), ticaret ve konaklama yapıları ile konutlar birbiriyle sıkı ilişkiler içinde, liman kentlerinin tipik yerleşme şemalarında görüldüğü üzere, kentsel ticaretin canlı olduğu, Akdeniz ve Ege’ye kıyısı olan diğer kentler gibi Ayvalık’ta da benzer oluşumu göstermekteydi. Kültürel miras olarak görünen ve görünmeyen izleriyle günümüze dek devam etmiş olan bu yapıya biraz yaklaşarak bakalım.

Ayvalık nüfusu, tarihsel süreç içinde devamlı değişime uğramış, göç almış ve bunun sonucunda karma bir kültürün etkisinde karma bir toplum ortaya çıkmıştır. Kentsel tarih içinde; gerek sosyal, gerek fiziksel ve gerekse ekonomik yapıyı etkileyen kırılma noktaları  yaşanmıştır. Ayvalık Akademisi’nin varlığı ve daha sonra kapatılması, mübadele süreci, mahalle birimlerinin genişlemesi, yıkıcı şiddetteki depremler, kıyı dolgusu ile birlikte limanın ve yolların genişletilmesi, zeytinyağı fabrikaları ve sabunhanelerin varlığı ve daha sonra işlev değiştirerek kullanımları, kent planlarının değişerek farklı dönemlerde yeni imar haklarının oluşturulması, kentsel sit alanı ile Ayvalık ve Takımadalarının tabiat parkı olarak ilân edilmesi, çok çeşitli yasal mevzuatın birbiriyle çelişen ve çatışan çok parçalı yapısı gibi olgular bu kırılma noktalarına örnek olarak gösterilebilir. Ancak kentin güçlü mekânsal yapısı, kırılma noktalarının belirlediği sert değişimlere rağmen, bütün bu kültürel farklılıkları bünyesinde tolere ederek kabul etmiştir. Keza dini odak noktaları olarak kiliselerin etrafında oluşan konut dokusu da, yapıldıkları tarihten bugüne, farklı kültürel özellikleri olan sosyal yapıyı birtakım değişimlerle birlikte barındırmıştır. Dini yapıların her biri, dini işlevinin yanı sıra geçmişten günümüze sosyal bir odak noktası olarak da, farklı kültürlerin bir arada bulunmasına olanak tanımıştır.

Günümüze kadar süregelen bu kimlikli yapıyı koruyarak yaşatmanın önemini hiç şüphesiz her Ayvalıklının bilmesini ve içselleştirmesini beklemenin de ötesine geçerek bu konuda bir farkındalık yaratmayı ancak Ayvalıklılarla birlikte başarabileceğimizi düşünüyor, “Karadiken”nin bu bağlamda çok anlamlı bir ortam oluşturduğuna inanıyorum. Ayvalık’ta Karadiken’in artık yeni bir kentsel bellek taşıyıcısı olarak kent gündemine katılmış olmasının, kültürel mirasın korunarak yaşatılması sürecinde iyi bir farkındalık oluşturulmasında  önemli bir rolü olacağını düşünüyorum…

Prof Dr. Gülşen Özaydın

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi

Prof Dr. Gülşen Özaydın kimdir? (ve Ayvalık’a katkıları):

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ), Şehir ve Bölge Planlama Bölümü (ŞBPB) Öğretim Üyesi, Bölüm Başkanı

*Ayvalık Kıyı Yönetim Modeli konusunda TÜBİTAK Destekli Bilimsel Araştırma Projesini yönetti ve tamamladı (Araştırmacı Levent Özaydın ile birlikte, 1999).

*Ege’nin İki Yakası:Ayvalık toplantısında “Ayvalık’ta Mekansal Değişimler” konusunda bildiri verdi (2004).

*MSGSÜ, ŞBPB Lisans 3 öğrencilerinin Ayvalık planlama atölyesinin yerel mekanizmalar-akademik işbirliği çerçevesinde gerçekleşmesine akademik destek verdi (2014-2015).

* Ayvalık’ın Unesco Dünya Miras Listesine girmesi ile ilgili süreçte bilimsel katkı vermektedir (2014’den itibaren).

Sürekli yazarımız olmayı kabul eden sevgili Gülşen Hoca’ya Karadiken’den kucak dolusu sevgiler…

1 YORUM

  1. Sayın Karadiken Editörlüğü,
    Sayın Gülşen Hanımın Ayvalığın kentsel planlamasına çok değerli katkılar vermiş olduğu ve vereceği aşikardır. Ancak Ülkemizin acı gerçeği Politikacıların ve Belediyelerin bu akademik desteği isteyip istememeleridir. Örneğin benim şehrim Trabzonda 1963 yılından beri Mimarlık fakültesi ve şehir planlama birimi olmasına rağmen bu tarihi şehir maalesef içler acısı bir durumdadır. Ayvalık komşu kasabalara göre belli oranda kendini korumuş olmasına rağmen denizle çok barışık olduğu söylenemez. Şehir merkezinnin denize kapalı bölümü denize açılarak şehrin denizle buluşturulmasu düşünülebilir. Böylece oradaki seçkin yerel taş binaların hayat bulduğu Yunus Emre parkı ile bilrleşerek güzel bir bulvar oluşabilir. Tariş tesisleri ve eski zeytinyağı fabrikaları restore edilerek turizme ve kültüre kazandırılabilir. Şehrin iğdeli plaj bölgesi de bu bulvar ile bileştirilerek burada güzel halk plajları ve yürüyüş yolları oluşturulabilir.
    Bütün bunların yapılabilmesi için Balıkesir büyükşehir Belediye Başkanlığının Ayvalığın Balıkesire ait bir kasaba olduğunu Türkiyeye duyurması gerekir. Bu sınırlı yerde azda olsa düşüncelerimi ifade ettiğim için memnunum.
    Karadikene başarılar dilerim. Prof. Dr. Ahmet Karagüzel. (Emekli)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here