Kısa zamanda ciddi bir ‘Ayvalık platformu’ haline gelen Karadiken‘de ben de yazılarımla yer alacağım. Birinci yazıda, kısaca kendimden ve Küçükköy’de belediye başkanı olarak yaşadığım deneyimden söz etmek istedim…

Büyükşehir Yasası‘yla Ayvalık’ın üç belediyesi, Altınova ve Küçükköy, Ayvalık Belediyesi olarak tek çatı altında toplandı. Yerinden yönetim ilkesini benimseyen, katılımcı demokrasi savunucuları olarak bizler, elbette mevcut belediyelerin varlığını koruması gerektiğine inanıyor ve savunuyorduk ki ben hâlâ aynı fikirdeyim.

Ancak bir gerçek de var ki Ayvalık, Altınova, Küçükköy, Sarımsaklı, Cunda ve köyleriyle aslında birbirinden ayrılamayacak bir bütün. Aynı geminin birer yolcusuyuz, biz…

Beni tanıyanlar bilir, Ben Küçükköy doğumluyum. Ancak ilk ve orta öğrenim sonunda lise eğitimimi Balıkesir’de tamamladım, üniversiteyi ise Bursa’da okudum. Sonrasında dil eğitimi için bir süre İngiltere… Balıkesir ve Bursa’da okurken herkes gibi “Nerelisin?” sorusu ile karşılaşırdık sıkça. Eminim Altınova ya da Cunda veya ne bileyim Bağyüzü’nden bir arkadaşım da muhatap olmuştur bu soruya. Bu sorunun tek cevabı vardı bizlerde: Ayvalıklıyım.

Her zaman Allahın bir lütfu olarak kabul ettiğim üzere bir dönem Küçükköy Belediye Başkanlığını yürüttüm. Benden önce görev yapan mevkidaşlarımın da katkısı olan altyapı sorunlarının çözüme odaklandım öncelikle. Muhalefet belediyesi olarak hizmet getirmenin imkansız olduğuna inanılır genelde ama projeniz iyiyse ve doğrunun inatçı bir takipçisiyseniz açarsınız açılmaz denen kapıları.

Velhasıl kanalizasyon hattı tamam, ileri biyolojik arıtma ve derin deşarj bitti, Ankara’dan projenin akıbetini görmeye Bakan, İller Bankası Genel Müdür Yardımcısı, Bölge Müdürü (ki kendisi BASKİ Kurucu Genel Müdürü Mustafa Bayram’dır) ve teknik ekip geldi. Bakan’ın ilk sözü, “Bu kadar küçük bir belediye, bu kadar büyük tesis, büyüklüğüyle orantılı büyük işletme maliyeti, Allah yardımcın olsun Başkan” oldu.

O tarihte İller Bankası Bursa Bölge Müdürü olan Sayın Mustafa Bayram ise “Biliyorum imkansız. Mesut Başkan istese de bunu kabul edemez ama keşke Ayvalık kanalizasyonu da ara terfilerle Küçükköy’ün arıtmasına bağlansa” dediğinde hiç düşünmeden, “Ben her türlü tepkiyi göğüslemeye hazırım, terfileri kuralım Ayvalık’ın atık suyunu Küçükköy’de arıtalım” dediğimde de biliyordum, Ayvalık’ın bir bütün olduğunu.

Ayvalık’ın atık suyu geldiğinde Sarımsaklı’da birkaç çatlak ses çıkacaktı elbet; “Ayvalık’ın kanalizasyonunu Sarımsaklı’ya akıtıyor Mesut Başkan” diye. Ama insan yaptığı tesisten emin olup, aslında Ayvalık’ın, Cunda’nın Sarımsaklı, Altınova, Küçükköy’ün biribirinden ayrılması mümkün olmayan bir bütünün parçası olduğunun farkındaysa böyle bir riski almak için bir an bile düşünmez.

Bir düşünsenize, son yıllardaki Cunda’nın balıkçı meyhanelerinin tanınmışlığının Ayvalık’a çektiği konuklar Sarımsaklı’nın otelleri olmasa nerede konaklardı? Ya da eşi benzeri az Sarımsaklı kumu ve plajlarını görmeye gelenler olmasa Cunda, Ayvalık bilinir miydi bu kadar? Altınova olmadan tarım turizmi hedefimiz olabilir miydi?..

Siz Bütünşehir’i ilan etmeden de Ayvalık bir bütündü. Ayvalık, zeytiniyle, turizmiyle, kırsalıyla; Giritli, Adalı, Boşnak, Selanik, Serez, Ağrı, Mardin, Kepsut velhasıl burayı yurt edinmiş Anadolu’nun her köşesinden yeni hemşehrisiyle, kentlisiyle, aydını, sanatçısıyla bütündü, büyüktü.

Ayvalık’ın doğal zenginliği herkesin malumu ama Ayvalık’ın bir o kadar büyük zenginliği de insan zenginliği. Yurtsever, cumhuriyetçi, Atatürkçü Ayvalık’ımın insanlarına son dönemde aynı ülküleri paylaşan pek çok donanımlı yeni hemşehrileri de eklendi. Ayvalık artık daha zengin. Belki bir dahaki sefere, yeni bir yazıda bunu daha etraflıca konuşuruz…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here