Memleket insanı olarak, ekonomiyi çeyrek altın ve dolar fiyatı üzerinden değerlendirmeye yatkınızdır. Ülkede ekonomi iyiye mi gidiyor kötüye mi, buradan anlarız. Hatta, bazen kendimizi refah içersinde zannederken, altın ve dolar fiyatını konuşmaya başladığımızda birden bire görürüz ki, aslında batağın içindeyiz.

AKP iktidarının başladığı 2002 yılında, çeyrek altın 32 TL idi. Bugün 310 TL. Yaklaşık 10 katı bir artış söz konusu.
2002 yılında AKP iktidara gelmeden hemen önce yaşanan büyük ekonomik krizde, 2000 yılındaki fiyatı 0.67 TL olan ABD doları 1.63 TL’ye yükselmişti. Türk parasının bu büyük değer kaybı, ülkede siyasal krizin de tetikleyicisi olmuş; aniden esmeye başlayan değişim rüzgarını ardına alan AKP, 2002 Kasım ayında hükümet etme yetkisini almıştı. Bugün ABD doları, erken seçim trafiği başladıktan sonra 4 TL’nin üzerine çıkmakla kalmadı, 4.30’lara dayandı.

2017 yılının sonunda, özel sektörün uzun vadeli kredi borcu 220 milyar doların üzerindeydi. Yani, 2017 yılının son ayında 792 milyar TL borcu olan özel sektörün, şu anda 946 milyar TL borcu var. Elbette geçen sürede alınan yeni borçlar hariç!

Vatandaşın durumuna bakacak olursak; ülkede 30 milyona yakın kişinin kredi borcu var. Bankaların kullanıma açtığı bireysel kredilerin toplam miktarı, 2 trilyon TL’ye yaklaşmış durumda. Bu 30 milyon kişinin 18 milyonu ise kredilerini ödemekte zorlanıyor. AKP’nin ‘baskın seçim’ kararının ardında, ekonominin yönetilemez olduğu gerçeğini dile getiren pek çok uzman var.

TAMAM’ furyası ve seçimler
8 Mayıs 2018 Salı günü grup konuşmasında Erdoğan, “Şayet bir gün milletimiz ‘tamam’ derse ancak o zaman biz kenara çekiliriz” deyince, sosyal medyada T A M A M patlaması yaşandı. Twitter’da başlayan T A M A M kampanyası, kısa sürede 1 milyonu geçerek dünyada TT oldu. Katılımcıların kendi meşrebince attığı mesajlarda, Muharrem İnce ‘Vakit TA M A M’ derken, Temel Karamollaoğlu da ‘T A M A M inşallah’ dedi. Ardından, yine benzer bir söz üzerine twitter’da, S I K I L D I K furyası sökün etti.

Bu tepkiler gösteriyor ki, seçim atmosferinde kendilerine bir yer, bir çıkış arayan milyonlarca insan var. Demokratik katılım yollarının neredeyse tamamen kapandığı, özgürlüklerin kısıtlandığı, düşüncelerin dile getirilmesinin yasaklandığı bir ortamda, 24 Haziran günü kullanılacak oylar büyük önem taşıyor. 18 Nisan 2017 Anayasa referandumu oylamasında yaşanan seçim güvenliği tartışmaları halen hafızalardayken 24 Haziran akşamı açıklanacak sandık sonuçlarını gönül rahatlığıyla karşılama ihtimalinin zayıflığı insanları endişelendirse de, sandığa gitmenin bir anlam ifade edebileceği belki de son seçimler olacak bu kez.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here