Les Sables d’Olonne-Fransa’dan Tanca-Fas’a

Fransa’dan İzmir’e getireceğimiz Lagoon 42 katamaran tipi tekneyi 20 Haziran’da Les Sables d’Olonne Marinası’nda hazır ve bizi beklerken bulduk. Tekneyi teslim alma işlemleri, alışverişler vs. iki tam gün sürdü. Pasaportlarımıza Fransa çıkışı vurdurup, 23 Haziran 2018 Cumartesi sabah 06.15’de de Les Sables d’Olonne’dan avara olduk. Üç kişilik ekibimiz iki gün süren Biskay Körfezi geçişini pupadan gelen 20-25 kn. rüzgarla ve 3’er saatlik vardiya nöbetleri ile sorunsuz olarak atlattı. Biskay Körfezi tüm denizcilerin çekindikleri bir deniz olup, burada uygun hava raporlarına rağmen sürpriz fırtınalarla karşılaşmak çok mümkündür.

La Coruna/İspanya açıklarında rüzgar azalarak, tamamen durdu. Akabinde gelen yoğun sis ile görüş mesafesi 1 gomina’ya (deniz milinin onda biri) kadar düştü. Gözümüzü radar ekranından ayırmaksızın yaptığımız bu 5 saatlik seyirde, yağmur da yağdı, yıldırım da düştü yaķınlarımıza. Biskay’ın sürprizleri bitmemiş demek ki…
Sis dağıldı, hava açtı ve biz de La Coruna/İspanya’ya uğramaktan vazgeçip, yola devam kararı aldık, dümeni Porto’ya kırdık.

Üç gece ve 525 nM sonra 26 Haziran’da Porto/Portekiz’deyız. Douro nehiri boyunca 4-5 knot’u bulan akıntıya (nehir+ gelgit etkisi) karşı ilerleyerek Douro Marina’ya 15.30’da aborda olduk. Marina ofisi bizden sadece ruhsat, sigorta ve pasaport fotokopilerini istedi. Pasaport-gümrük polisi vs. işlemleri yok. Bulunduğumuz bu semte Afurada deniyor ve burada SaoPedro festivaline rastlamışız. Sokaklar süslenmiş, belediye hoparlörlerinden “fado” dinliyoruz. Fesleğen ve sardalya da festivalin sembollerinden. Restoranlar sokaklara koca koca mangallar kurmuş, Atlantik Okyanusunun dev sardalyalarını (ayıklamadan) ızgara yapıyor. Marinadan Porto 3 km ama bizde 3 günün yorgunluğu var ve taxi 7 euro. Porto’yu geziyoruz. Çok güzel olduğu kadar çok fazla da turistik. Biz mahallemize, ızgara sardalyalara dönüyoruz. Marina 62 euro/gün olup, personeli de güler yüzlü ve yardımsever. Ayrıca, bir de sabah teknelere taze ekmek ikramları var. Mazot depolarımızı doldurup, bir gece kaldığımız Porto’dan ayrılıyor ve 14.30’da Lizbon seyrine başlıyoruz. Tam arma, geniş apaz 12 knt. rüzgarla 6-6,5 knt. hıza ulaşıyoruz. Portekiz sahil şeridinin balıkçı ağları ile dolu olduğunu biliyoruz. Zira Pilot kitaplarımızın yazdığı gibi, eli ayağı tutan her Portekiz’li denize ya ağ, ya da olta atıyor. Kıyı şeridine açık geçmemize rağmen, yine de zaman zaman ağlar ve balıkçı gemileri arasında slalom yapıyoruz.

Porto’dan çıktıktan 28 saat sonra Lizbon önlerindeyiz. Geçen yıl kaldığımız Cascais Marina’da, Oerias’da vs. hiç yer yok! Lizbon Lagoon sorumlusu Abilio’nun sayesinde, Tejo nehri üzerindeki Doca de Alcantara Marina’da yer bulabiliyoruz ki, burası şehre çok daha yakın. Tramvay ile 10 dakikada Lizbon merkezine gidiyoruz. Meydana dev ekran kurulmuş ve herkes heyecanla maç izliyor ve Hırvatları tutuyorlar. Biz de öyle…

Teknenin Yanmar motorlarının 50 saatlik ilk servis bakımı ve garanti kaşesine 420 euro ödedikten sonra 29 Haziran 15.30’da Lizbon, Doca de Elcantara marinadan ayrıldık. Tejo nehrinden aşağı inerken akıntı yine rotamıza ters yönde ve 2-3 knt. Ay ve güneşin çekim kuvveti sebebiyle oluşan gel-git Atlantik sahillerinde denizin 3-3,5 mt yükselip alçalmasına ve kuvvetli akıntılara sebep oluyor.
Gece boyunca çift motor 1600 d/dak. 6-7 knt. hızla seyrettik. Deniz çalkantılı, rüzgar yok ve yoğun bulutlar yüzünden dolunaya rağmen zifiri karanlık bir gece…
Sabah Portekiz’in Saint Vincente burnunu döndüğümüzde Atlantik’in grimsi suyuyla karşılaşıp da karışmamaya direnen, bizim Akdeniz’imizin masmavi suyunu gördük. İşte ancak o an hava ısındı ve attık battaniyeleri, montları sırtımızdan…
Cebeli Tarık yolunda ikinci gece de az rüzgar, çift motor ve vardiya nöbetleri ile radar ekranı başında geçti.
İspanya sahilleri boyunca seyrederken, Cadiz ve arkasından Barbate sığlıklarını arkamızda bıraktıktan sonra Çebelitarik boğazı girişinde sancağa doğru bir kavança atıp saat 13.00’da Tanca marinaya aborda olduk. Lizbon- Tanca 295 nM
Temmuz’un biri, Fas’tayız AFRİKA’da…
Marina açılalı daha bir hafta bile olmamış. Çok büyük , çok yeni ve eksikliklerine rağmen çok güzel. İki gün kalmaya karar veriyoruz. Pasaport ve gümrük polisi marinaya gelip, giriş işlemlerimizi yapıyor. Gümrükçü ısrarla bizde “dron” olup olmadığını soruyor nedense! Tekneye girip dron arıyorlar. Marina polis ve özel güvenlikçi kaynıyor. Sonradan yine bir polis ile laflarken öğreniyoruz ki Fas ile de aramız serinmiş şu sıralar. Sormuyoruz daha fazlasını…
İki gün Tanca’yı geziyor, alışveriş yapıyor, dinleniyor ve Afrika’da olduğumuzu her an hissederek yaşıyoruz. Tanca çok güzel ve Fas’a tekrar gelinir, hem de daha uzun süreliğine…

Erol Koralp

(DEVAM EDECEK)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here