KAÇ DİZYEM, KAÇ RANDIMAN, KAÇ LİRA?

Her geçtiğimde yanından bir zeytin ağacının
sormak gelir içimden: Anlatsana ihtiyar,
küçükken daha sen nasıldı bu topraklar,
kimler geçer yanından, kimler giderdi?

Fenikeliler getirmiş diyorlar buralara seni.
Tuzlu muydu Akdeniz’in suları o zaman da?
Yakıcı mıydı böyle yine öğle güneşi?
Neye benzer, neler düşünürdü Fenikeliler?

Uzun yaşamak kolay. Ya hatırlamak her şeyi?
Sallayıp gövdeni zeytin toplayan insanların
değiştiğini görmek yaklaşık otuz yılda bir,
babadan oğula, izledikçe nesiller birbirini?

Her geçtiğimde yanından bir zeytin ağacının,
düşünmeden edemem: yaslanıp yaşlı gövdesine
kimler dinlenmiş, kimler uyuklamıştır acaba
ılık bir yel eserken yapraklarının altında?

Sorasım gelir her defasında: Anlatsana ihtiyar,
neler gördün, neler kaldı yüzyıllardan aklında?
Nasıl insanlardı Haçlılar? Eski Yunanlılar?
Korkunç muydu Aksak Timur denildiği kadar?

Evet, diye fısıldar yemyeşil yapraklar adeta:
“Koca koca ordularıyla geçtiler önümden hepsi,
gümüş kakmalı kılıçları, ipek takımlı atlarıyla.
Geçtiler… ve gittiler ama işte, yoklar artık hiçbiri.

Buradayım ben hâlâ”

Roni Marguiles

Kuşluk Vakti – 

Binlerce yılın birikimi bu sözcükler olmamalı! Oysa yıllarca kandilimize ışık olup gecemizi aydınlattı.

Kaç nesil insan ömrü sığar, kaç nesil insanların umutlarını, anılarını ve emeklerini saklar? Dağlardan gelen poyrazı, denizden gelen lodosu içine çekip bulutları bekler, yağmur damlalarını kucaklamak için.

Ayvalık’ta nisan ayı ayların en güzelidir. Binlerce zeytin ağacı, milyonlarca çiçeğini sunar. Milyonlarcasından en iyilerini ayırır tane bağlamak adına. Zeytin, taneleri kadar tüketmez yağmur damlalarını, o zeytin ağacıdır, suya da kanaatkârdır. Kurak yıllarda yine yapar yapacağını, bereket olup yağar. Öyle ki tayfalar yetişemez olur.

KAÇ DİZYEM, KAÇ RANDIMAN, KAÇ LİRA?

Sırıkla dövsek de kırgınlığı bir sene sürer. Bir sene sonra tekrar açar nisanda çiçekler, bereket olur yaprakların arasında, dallarda.

Haydi, zeytin zamanı dostlar; toprağa düşen zeytinleri toplamalı, dip zeytin seçmeli birer birer, sonra tuzlamalı ve yeşili kırma yapıp zeytini toplarken katık olmalı.

Toplayıcıların sohbetleri, şakalaşmaları, dal çırpıların ateşiyle ayaküstü sohbetleri, hal hatır sormaları… Yeşili kırmalık, çizmelik; siyahı tuzlamalık seçilirken tenteler toplanır. Birer birer çuvallar dolar. Dikilirken çuvalların ağızları, gün zeytin taneleriyle akıp gider.

KAÇ DİZYEM, KAÇ RANDIMAN, KAÇ LİRA?

Öğlen vakti, yemek saati kızartmalar, salçalı ekmekler, yoğurtlu makarnalar, hafif acılı zeytin.. bir de helva kesildiyse ne iftar sofrası, ne güneş sofrası; işte bu zeytin sofrası..

Dedemizle, ninemizle, annemizle, babamızla, kardeşlerimizle ve çocuklarımızla çağ farkı yoktur zeytinde. Onun için ailenin ortak dilidir, ortak paylaşımıdır. Yılların anıları vardır her zeytin tanesinde. Bu kütüphaneden hiç çıkmak istemezsin. O ise tanelerden yağ olur, akar gider.

KAÇ DİZYEM, KAÇ RANDIMAN, KAÇ LİRA?

O, koyunların otlamasını, tavşanların gezmesini, kuşların uçmasını ister; destek parası için tel örgüleriyle çevrilmek yerine. Zeytin ağacı için yaşam mahkûmiyet değil, özgürlüğün istediği barıştır.

KAÇ DİZYEM, KAÇ RANDIMAN, KAÇ LİRA?

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here