Bir kasaba düşünün, evleriyle, sokaklarıyla, camisiyle ve hatta ağaçlarıyla tam bir açık hava müzesi olsun. Asırlık çınar ağaçlarının gölgesine sığınmış kahvehanelerde çayınızı yudumlarken gözlerinizi evlerin güzelliğinden alamıyorsunuz. Bir zamanlar Aydınoğulları Beyliği’ne başkentlik yapan Birgi sanki hala o yıllarda yaşıyormuşsunuz hissi veriyor. Neredeyse hiç bozulmadan bugünlere kadar gelen kasabayı gezdikçe gözünüzün önünde siyah beyaz fotoğraflar beliriyor, sanki en eski zamanlarında yaşamışsınız gibi. Evleriyle ünlü olan Birgi’de tarih Lidyalılardan başlayarak günümüze kadar gelmiş. Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine tanıklık etmiş kasaba. Ama son tanıklığını hala yaşatır gibi havası var Birgi’nin. Evlere baktığınızda öyle bir hisse kapılıyorsunuz.

Çakırağa Konağı

Adım adım gezerken sizlere rehber olabilmek için öncelikle Çakırağa Konağı’ndan başlayalım. 18. yüzyıl sonunda Çakıroğlu Şerif Ali Ağa tarafından yaptırılan konak Birgi’nin en ünlü evi. Konağın alt kat duvarları taş örgü, geri kalan katlar ise Venedik’ten getirilen ahşaplarla inşa edilmiş. 3 katlı bir yapı, yaptıranın “Ağalık” sıfatına uygun dedirtircesine ihtişamlı. En alt katta hizmetlilerin kaldığı odalar var. İkinci kat kışın kullanılmak için tasarlanmış. Konağı bu kadar ünlü hale getiren, İstanbul ve İzmir resimleriyle dolu olan odaların bulunduğu üçüncü kat ise tam bir sanat eseri. Söylentilere göre; Çakırağa Mehmet Bey’in iki eşi varmış. Eşlerinden birisi İstanbullu diğeri ise İzmirliymiş. Eşleri memleket hasreti çekmesinler, duvarlara her baktıklarında memleketleriyle hasret gidersinler diye odalarına bu resimleri yaptırmış. Konak şu an tadilatta. İçine girilemiyor.  Eğer Birgi’ye yolunuz düşerse bu konağı görmeden geçmeyin.

Selçuklu süsleme sanatına güzel bir örnek: Ulubey Cami

Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından 1308-1312 yılları arasında yaptırılan Ulu Cami mutlaka görülmesi gereken eserlerden. Caminin dış cephesinde, fakat yalnızca sol tarafında, pek çok kültürde gücü simgeleyen aslan heykeli var. Bu oldukça şaşırtıcı bir detay olarak karşımıza çıkıyor. Selçuklu süsleme sanatı olarak bilinen kündekari tekniği kullanılarak yapılan minber tüm orijinalliği ile karşımızda duruyor. Çivi kullanılmaksızın yalnızca ahşap aletlerle yapılan minber üç bin parça geometrik şekilden oluşuyor. Güneşi merkezine alarak Dünya, Ay ve gezegenleri temsil ediyor. Hayranlıkla izlediğimiz bu minber Muzafferüddin Usta tarafından 10 yılda yapılmış.

Birgivi Mehmet Efendi

  1. yüzyılda Birgi’de yaşayan Birgivi Mehmet Efendi, Osmanlı tarafından kasabaya atanan bir din alimi. Pek çok eser kaleme almış, öğrenciler yetiştirmiştir. Kendi adını taşıyan medrese gezilecek yerler arasında. Bir de türbesi var. Fakat ilginç olan hayattayken türbe ve mezar kavramlarına son derece karşı olması. Ancak kendisini çok seven Birgililer tarafından dallarına zaman zaman bezler bağlanıp dilekler tutulan bir ağacın altına türbesi yapılmış.

Birgi’de gezilmesi gereken yerler oldukça fazla. Sandıkoğlu Konağı, İmam Birgivi Medresesi ve Aydınoğlu Hamamı mutlaka görülmeli. Eğer doya doya Birgi’yi gezmek hatta kadınların açığı tezgahlarda satılan ev yapımı ürünler satın alacak kadar da vaktimiz olsun diyorsanız bir gününüzü ayırmanızda fayda var. Asırlık çınar ağaçlarını kendilerine gölgelik yapan cafeler var. Mutlaka bir kahve içimi kadar da olsa uğramadan geçmeyin.  Ayrıca tezgahlarda satılan çeşit çeşit çömlekler mutlaka dikkatinizi çekecektir.                                

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here