SONY DSC
SONY DSC
SONY DSC

Karadiken Gezgininin yolu bu kez Ödemiş’e düştü. Ayvalık’ta tatil planları yapanların da günübirlik gidip gezebileceği bir mesafede olan Ödemiş, Lidya Krallığının önemli eserlerine sahip. Lidya’nın başkenti Sardes’i ve Türkiye’deki 7 önemli tapınaktan biri olan Artemis Tapınağını yüzyıllardır bağrında saklıyor. ‘Neden Lidya demişler?’ sorusuna cevap arayanlar olursa diye kısaca anlatalım. M.Ö. 2000’li yılların sonunda bu bölgeyi yöneten efsanevi “Kral Lid” in ismine dayanarak halkının da Lidyalılar olarak anılmaya başlandığı düşünülüyor. Asur kayıtlarında ise Lidyalılara “Lut-Du” deniyor.

Yolculuğumuzdan önce Pamukçu Turizm’de Tur Operatörü olarak çalışmalarına devam eden sevgili Berrin Giray’dan bizi bölge hakkında bilgilendirmesini istedik. Kendisinin anlatımlarından yola çıkarak sizlere bölgeyi ve antik yapıyı kısaca tanıtacağız.

“Arkeologlardan ve işin uzmanlarından elbette rol çalmak istemem ama bu turları gerçekleştirirken yolcularımıza verdiğimiz bilgileri sizinle paylaşalım” diye başlıyor anlatmaya Berrin Giray ve devam ediyor:
“Lidya bölgesini tarihlendirilmesi çok eski çağlara dayanıyor. M.Ö. 6. YY’da kurulduğu söyleniyor. Bu tarihin verilmesi aslında Lidya Krallığının en parlak dönemini yaşamış olmasından kaynaklanıyor. Oysa bize anlatılanlara ve farklı kaynaklara bakacak olursak M.Ö. 2000’li yıllara burada yerleşimler başlıyor. Lidya Bölgesi oldukça geniş bir bölge ancak Ödemiş tarafındaki en önemli ve görülmesi gereken yerleri Sardes ve Artemis tapınağı. “Sard” adı turuncu kuvars taşı anlamına geliyor. Sardes adını bu taştan alıyor. Sardes, zamanının en önemli ticaret merkezlerinden biri, çünkü Efes ve Sardes arasında ticaret amacıyla bir kral yolu oluşturuluyor. Ticaretin gelişmesi ve elbette Sard (Paktalos) çayının getirdiği altın parçaları kentin zenginleşmesinde önemli bir rol oynuyor.”

Sard Çayı bu kadar altın parçasını taşımakla kalmayıp bir de Kral Midas’ın lanetinden kurtulmasını sağlıyor. Efsaneye göre Midas Sard Çayında yıkanarak dokunduğu her şeyin altına dönüşmesinden kurtuluyor.

Berrin Giray tarihi bir hatırlatmada bulunuyor: Lidya paranın bulunduğu yer. İlk basılan paralar, altın ve gümüş karışımı olan ‘Elektrum’ dan yapılıyor ve üzerlerinde aslan başı figürü bulunuyor. Şekilleri de yuvarlak değil, iç baklaya benziyor. Parayı bulanların elbette ticarette de ilişkileri gelişmiş oluyor. İon Bölgesi ile ticari ve dini ilişkileri gelişiyor Lidya’lıların.
Sardes Kenti’nde mutlaka görülmesi gereken başka bir yapı ise Sinagog. “M.Ö. 3. yılda Sardes’te Yahudi Cemaati var. M.Ö 50’de ise, Lucius Antonius Yahudi Cemaatine bildiri yayınlıyor. Buna göre, ‘Yahudilerin atalarının kanunlarınca kendilerine ait bir meclis kurmaları’ söyleniyor ve Sardes Sinagog’u bu görevi görüyor. M.Ö. 1.yy’da ise Sardes’teki Yahudilere dinlerini özgürce yaşama ve Kudüs Tapınağı’na bağışta bulunma izni veriliyor. Sinagog şehrin çoğu kısmında olduğu gibi M.S. 7. Yy’da terk ediliyor” diyerek Sinagog’un geçmişini anlatan Berrin Giray bölge yaşayan önemli bir Yahudi nüfusunun bulunduğunu söylüyor. 1492 yılında İspanya’dan kovulan “Sefarad Yahudileri” de bu bölgede yaşayan Yahudi nüfusuna katılıyor. Yunan işgaline kadar da bu bölgede 2000 civarı Yahudi Cemaatinden insan yaşamını sürdürüyor. 1922 yılında ise bölgeden tamamen göç ediyorlar.

Sinagog’un ön avlusundaki çeşme ve zemindeki mozaikler görülmeye değer. Sardes’i gezerken dikkatimizi çeken başka bir ayrıntı ise bazı yapıların isimlendirilmiş olması. Elbette uzun süren çalışmalar sonucu elde edilen verilerle sağlanmış bu isimlendirme. “Yazıhane”, “Lokanta”, “Yakub’un Boya Dükkanı”, “Nalburiye” gibi tabelalarla yapıların ne amaçla kullanıldığı belirtilmiş. O caddede yürürken insan kendini bir anda capcanlı hareketli ve yaşayan bir kentte gibi hissediyor. Gözününzün önünde artık ne isimleri ne de varlıkları hatırlanmayan insanlar sanki etrafta koşturmaya devam ediyor.

Gelelim Artemis Tapınağına; “Tapınak Batı Anadolu’nun 7 tapınağından biri olması özelliğinin yanı sıra görkemli duruşu ve sütun kaidelerindeki farklı desenlerle dikkat çekiyor. Tapınak Hellenistik döneme aittir ve avlusu mermerden inşa edilmiştir” diyor Berrin Giray. Sütunların göğe doğru uzanışı ve desenleri insanı mest ediyor. Bulunduğu yerin ön ve arka taraflarındaki manzara ise görülmeye değer. Sardes ve Artemis Tapınağı mutlaka görülmesi gerek yerlerin başında geliyor.

Karadiken Gezgini Sardes’i ve Artemis Tapınağı’nı mutlaka görmenizi öneriyor. Yaşadığımız toprakların her bir karışında tarih fışkırıyor. Ama bu tarihi bir de yerinde görüp, yaşandığı döneme ait izleri takip etmek gerekiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here