Aysel’in Ayvalık sokaklarında karşılaştığı ilk kişi “Kasabanın Meczubu”dur. “Türküler söyleyip durur.” Aysel, Kırık Bir Aşk Hikayesi filminin** 80 darbesi sonrası İstanbul’dan taşraya atanan edebiyat öğretmenidir. Kırık Bir Aşk Hikayesi Aysel ve taşranın yerlisi Fuat’ın aşk hikayesinden çok, kırık bir delilik hikayesidir. Filmin, bütün taşraların birbirine benzerliği bir yana, “Delisi, kedisi ve ölüsüyle” meşhur Ayvalık’ta çekilmesi tesadüften öte bir durumdur.

Cumhuriyet Bayramı geçit töreni ile Ayvalık sahili, Sarımsaklı Plajı, Şehir Klübü, Kırlangıç Zeytinyağı Fabrikası, Cunda Adası rıhtımı, Macaron sokakları, Taksiyarhis Kilisesi, Ayvalık lisesi gibi filmin geçeceği mekanlar jenerikte sıralanırken keşke Çamlık sahili gösterilirken kamera Tımarhane Adası’na da dönseydi.  Tımarhane Adası’nın (Rumca adıyla Agia Paraskevi), hem Rumlar hem Türkler tarafından neden böyle adlandırıldığına dair Fotis Kondoğlu, Tımarhane Adası’nın insanların akıl sağlığına kavuşmalarını sağlayan mucizeleriyle ünlü bir çeşit terapi merkezi olduğunu yazarken, yerel söylemler bunu desteklemekle birlikte çok sarhoş kimselerin karaya ulaşana değin akıllarının başlarına gelmesini sağlamak için ayılmak üzere buraya bırakıldığını aktarır.*** Ancak “deli”, “mezcup” gibi akıl sağlığına kavuşma beklentisi görülmeyen, bu nedenle acınması merhamet edilmesi gereken “anormaller”, Tımarhane Adası’nın değil Ayvalık sokaklarının sakinleridirler. “Normu içeren normal”, kendini türkü söyleyen sakinlerin anormalliği üzerinden kurar.  Anormal listesi farklı adlandırmalarla içe kapalılar, yalnızlar, hiç sevmez konuşsunlar, ne idüğü belirsizler, kırkından sonra azanlar olarak uzayıp giderken “taşranın rengi” olarak kabul görenler “deli” ya da “meczup”lardır.

Bedri, “Yeni evler, apartmanlar yapılıyor; büyük fabrikalar kuruluyor. Ama bütün kültür, içki ve kumardan ibaret. Düşünce bir türlü serpilmiyor. Konken, briç… piliç gecesi… Hayat her gün sadece tekrar ediliyor. Korkunç değil mi?” cümlelerini sarf eden bir “yalnız”dır. Bedri, Fuat’ın nişan töreninde belediye başkanının yaptığı tebrik konuşmasındaki hayat döngüsünün dışında kalır: “Mutlu bir evliliğin ilk adımını atmış bulunuyoruz arkadaşlar… İnsanlar doğarlar, büyürler, yuva kurarlar. Çocukları olur. Çocuklarının mürüvvetini görürler… Hayat böylece devam eder… “ Bedri, bu hayat için “her gün aynı şeyi yapanların cansız hayatı” der. Bedri, hayatın yeknesaklığından bunalmış Fuat’la olan diyaloglarında, Fuat’a hayatını değiştirmeye çalışmasını söylerken kendi dışta bırakılmışlığını ortaya koyar: “Ayakta kalmak zorundayız… Bir zamanlar bambaşka umutlarım vardı. Her şeyi tek başıma yapabileceğimi sanıyordum… Sonunda yalnız kaldım… Bu kasabada hep aynı hayatı tekrarlayarak, direncimi kaybettim. Ama sen gençsin. Mücadele etmek zorundasın.” Fuat’ın “Mücadele? Neye karşı?” sorusuna “Hayatı inkar ederek hiçbir şeyi düzeltemeyiz.” diye cevap veren Bedri ertesi gün şövalesinden aldığı yarım kalmış resmi ile sahile doğru ilerler.

 

Bu anın devamı senaryoda şöyledir: Koltuğunun altında resim, rıhtım boyunca, batmakta olan güneşin altında yürümektedir şimdi. Rıhtımda sandalı bağlıdır. Kasabanın meczubu, denize doğru dönmüş türkü söylemektedir. Bedri’yi görünce türküyü keser ve kendine özgü haliyle gülümser. Bedri sandala binecekken, anımsamışçasına, elindeki resmi Meczup’a uzatır. Meczup, ilkin Bedri’nin niyetini anlamaz. Bedri ısrarla uzatır. Meczup resmi alır, sonra ‘asıl’ güneşe bakar… Bedri’yle göz göze gelir; resmin yüzeyini okşar. Bedri, sandalı rıhtıma bağlayan ipi çözer ve sandal rıhtımdan kopar. Meczup, uzaklaşan Bedri’yi izler. Bedri hayatı inkar etmiştir. Taşradaki diğer anormallerden biri olan Bedri, akılları başlarına gelmedikçe karaya kabul edilmeyenlerdendir ve bir şekilde dışta bırakılmıştır. Geride kalan Fuat, Aysel’le olan ilişkisinden vazgeçer, mutluluğun yanı(n)dan gelip geçmesine seyirci “normu içeren normalin” dahilinde evli ve çocuklu yaşar gider. Aysel ise Ayvalık’tan “gider”.

Meczup, resmin yüzeyini okşar… Bugün hala Macaron sokaklarında Ayvalık’ın “delisi”dir.

*Halara (χαλαρά) Yunanca’da “gevşek, hafif“ manasına gelir ve Egelilerin rahat, sefa süren yaşam felsefesini nitelemek üzere kullanılır. Bu köşede Ayvalık’la bir şekilde yoları kesişmiş eserler ile Ayvalık gündeliği arasında bağ kurmaya çalışacağım.

**Kırık Bir Aşk Hikayesi, 1981, Alfa Film. Yönetmen: Ömer Kavur. Özgün Senaryo: Selim İleri. Kişiler: Aysel (Hümeyra), Fuat (Kadir İnanır), Bedri (Kamuran Usluer), Meczup (Mehmet Esen)

*** Ahmet Yorulmaz, Ayvalık’ı Gezerken, Geylan Kitabevi, 5. Basım; Soloúp, Ayvali: Dört Yazar, Üç Kuşak, İki Yaka, Bir Ayvalık, İstos Yayın, 2015.

Koyu ve italik olarak yapılan alıntılar için:  Selim İleri, Kırık Bir Aşk Hikayesi, Ada Yayınları.

 

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here