TFF, Spor Toto Süper Lig 2018-2019 sezonunun adının, Lefter Küçükandonyadis Sezonu olduğunu açıkladı.
Bu çok çok güzel bir girişim.
Bu projeye destek olanları içtenlikle kutluyorum.
Biliyorsunuz dostlarım, iki tane Lefter var. Birisi, Fenerbahçe formasıyla tanıdığımız Lefter Küçükandonyadis; diğeri de bizim tanımadığımız Yunanlı, Midillili dostlarımızın tanıdığı Turkos LEFTERİS, yani Türk Lefteri.
Futbola biraz ilgi duyan kişi Lefter ismini hemen hatırlayacaktır. Lefter’in hayatını ise tam olarak biliyor muyuz, bilmiyorum.

***
Lefter’in Fenerbahçeli oluşunu, nasıl olduğunu bilir misiniz?

Yıl 1947; kaleci Cihat Erman’la sol açık Halit Deringör askere giderler. Yöneticiler ikisinin yerine oyuncu ararlar. Kim olabilir?

Yönetici Rüşta Dağlaroğlu, Taksim kulübünde ’Şalapi’ adında iyi bir kaleci olduğunu duymuştur. Taksimli yönetici Şalapi’nin yerine bir başkasını önerir:

“Siz Şalapi’yi bırakın; ben size bir başka oyuncu vereyim, Lefter’i alın!”
“Lefter de kim? Bize kaleci lazım!”
Halit Deringör’ün anlattıklarına gore, adam ısrar eder:
“Siz Lefter’i alın; bana ölünceye kadar dua edersiniz!”

O gün Fenerbahçe’nin antrenmanı vardır; A ve B takımları çift kale oynayacaklardır. Lefter’i B takımına koyarlar. Bacak kadar çocuk A takımının oyuncularını ipe dizer; çalım üzerine çalım; dört gol atar.
Herkes şaşkındır!
“Kim bu Lefter yahu?”

Maç biter; ara ki Lefter’i bulasın.
Yoksa Galatasaray, Beşiktaş kaçırmış olmasın!
Ne kaçırması?
Zavallı Lefter, duşa bile giremeden kaçıp gitmiştir.
Sonra izi bulunur; Büy zçükada’dan alıp gelirler.

Dağlaroğlu yarı kızgın sorar:
“Neredesin yahu?”
Başkası olsa inanmayız, ama eğer Halit Deringör yazdıysa doğrudur; Lefter mahçup:
“Ne yapayım, hem dört gol attım, bir de ağabeylerle duşa mı gireyim!” der. (Hasan Pulur ustanın yazısından alınmıştır.)

***
Ne zaman ki Nebil 1941’deki Varlık Vergisi’ni sormuş, geçmiş güzel günleri heyecanla anlatan Lefter’in rengi solmuş. Boğazı düğümlenmiş…
Nebil Özgentürk’ten kamerayı kapatmasını rica etmiş.
Kapatıldığından emin olunca Nebil’in kulağına eğilip, “Çok çektik” demiş.
Akrabalarının nasıl bir gecede tüm varlıklarını kaybedip taşocaklarına gönderildiğini, büyük bir kısmının Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldığını, vergi verebilecek bir serveti olmamasına rağmen babasının başına gelenleri sıkılarak, neredeyse ‘utanarak’ anlatmış.
Devletin bizzat organize ettiği provokasyonla azınlık evlerinin ve işyerlerinin yağmalandığı 6-7 Eylül’ü de sormuş Nebil.
Büyükada’da evinde uğradığı taşlı sopalı saldırıyı, “Vurun şu gâvura” diye bağıranları… (Lefter’in ağzından)

***
“Beni vatanıma götürün”

“Kendisini Atina’da yattığı hastanede ziyarete giden Murat Özaydınlı ve Serkan Acar’a bu isteğini ileten Lefter Küçükandonyadis, pazartesi günü ambulans uçakla İstanbul’a getirildi.”
Vatan toprağında huzur içinde uyuyor…

***
Turkos LEFTERİS’e gelince…

‘Turkos Lefteris’di. İşte bu ilginç olayın hikayesi;
Midilli Adası’nın köklü Türk ailelerinden birinin oğlu Ziver, Türkiye ile Yunanistan arasında mübadele anlaşması imzalanıp, bütün Türklerle birlikte karşı kıyıya yani Anadolu’ya gönderileceğini öğrenince ne yapacağını şaşırmıştı. Ne yapardı her şeyden, hatta hayatından bile çok sevdiği Rum sevgilisinden ayrılsaydı. Aklını kaçıracak gibi oluyordu. Ekim 1924’de Midilli’deki son Türkler de adadan ayrılınca, saklandığı için adada kalan tek Türk genç Ziver’di. “Kalamazsın” dediler. “Anlaşma böyle, kanun böyle” dediler. Bir yolu vardır diye diretti Ziver. Sonunda çare bulundu. Ziver önce vaftiz olarak Ortodoks Hristiyan oldu; adını da Lefteris olarak değiştirdi. Sonra da her şeyden çok sevdiği sevgilisi ile evlendi; çoluk çocuğa karıştı. Ama herkes onu “Turkos Lefteris” olarak tanıdı ve böyle çağırdı. O da hiç itiraz etmedi buna. Midilli Adası’nda ailesinden kalan malları elde edebilmek için yıllarca hukuk mücadelesi verdi. En ünlü avukatları tuttu ve ailesinden kalan zeytinliklere, evlere ve diğer mülklere sahip çıktı. Adanın sayılı zenginleri arasına katıldı. Yıllar yılları kovaladı. Ama bir süre sonra refah ve barış günleri sona erdi.
1940 yılında İtalya, önce Arnavutluk’u işgal edip, ardından Yunanistan’a saldırınca Yunan Ordusu’nda askerlik hizmetini yapmakta olan Turkos Lefteris Arnavutluk cephesine gönderildi. Yunan ordusu İtalyan saldırısını durdurdu. Hatta İtalyanları püskürterek bir miktar da Arnavutluk’a girdi. Cephede ön saflarda kahramanca çarpışan Turkos Lefteris’e en üstün kahramanlık madalyaları verildi. Midilli’nin zenginleri arasında olan Lefteris artık bir savaş kahramanıydı. Ama, yenilen İtalyanlara yardıma gelen Alman ordusu Yunanistan’ın üstünden silindir gibi geçti.
Yunan ordusu dağıldı. Ama, Lefteris ve diğer direnişçiler mücadeleden vazgeçmediler. Midilli adası zaten Sosyalist fikirli sakinleri yüzünden ‘Kızıl Ada’ olarak biliniyordu. Komünistler hemen örgütlenip mücadeleye başladılar. Bu arada Mısır’da müttefiklerin yardımı ile ‘Hür Yunanistan Ordusu’ kurulunca, Yunan Ordusu subay ve erlerinden buraya ulaştırılabilenler bu orduya katılıyorlardı. Lefteris ve arkadaşlarının da birinci uğraşı, bu subay ve erleri geceleri küçük teknelerle karşı kıyıya, Türkiye topraklarına ulaştırmaktı. Kaçaklar, buradan da Suriye üzerinden Mısır’ gidiyorlardı. Türk hükümeti de bu geçişlere göz yumuyordu. Lefteris’in Türk olması ve Türkçe konuşabilmesi işlerini çok kolaylaştırıyordu. Aylarca devam etti bu adam kaçırma işi. Bir defa yakalandı. Türk olduğunu ileri sürerek bir şekilde Almanların elinden kurtulmayı başardı. Ama o, insan kaçırmaya devam etti. Almanlar Lefteris’i tekrar yakaladılar. Bu defa kurtulamadı. Diğer partizanlarla birlikte kurşuna dizilmesine karar verildi. Karar, bir bahar günü Mitillini şehrinin güneyindeki bir çamlıkta yerine getirildi. Bu gün o çamlığa giderseniz çamlığın girişindeki tunçtan yapılmış içi boş melek heykellerinin üzerindeki kurşun deliklerini halâ görebilirsiniz. Turkos Lefteris, yani ‘Türk Lefter’ vatanı için mertçe öldü. Mezarı bile yok. Ama dikilen anıttaki ‘Turkos Lefteris’ ibaresi çok şeyi anlatıyor.
Bu bir öykü değil. Gerçek bir yaşamın hikayesi.” Lozan Mübadilleri sayfasından alıntılanmıştır…

***
Futbol Federasyonumuzu ayakta alkışlıyorum. Bu yıl ligimiz çok güzel olacak.
İki Lefter’imizi de böylece anmış olduk. Onlar vatan topraklarında huzur içinde uyurken bizler de barışa, insanlığa, huzura; sevgi, emek ve aşka oley diyeceğiz…

Kalimera Turkos LEFTERİS
Merhaba Lefter KÜÇÜKANDONYADİS

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here