Ayvalık eşsiz doğal güzellikleri, oldukça iyi korunmuş tarihi kentsel çevresi ve yaşam tarzıyla Türkiye’nin yurtdışında da tanınmış ve sevilen bir turizm beldesi, tarihi ve turistik bir kentidir. Ancak Ayvalık’ın kimi diğerleri arasında pek de farkına varılmayan önemli bir eksikliği vardır. Bu tanınmış tarihi kentin neredeyse bir tarihi yoktur. Ayvalık’ın bilinen tarihi son birkaç yüzyıldan öteye gidememektedir. Bilinen son dönem tarihi ile Antik dönem arasında ise büyük bir karanlık ve boşluk vardır. Antik döneme ilişkin veriler de henüz bu zaman aralığına ilişkin bütüncül bir tarih oluşturmak için yetersizdir. Kısacası Antik dönem tarihi de bir çok bilinmezlikle doludur.

Ayvalık bilinen son birkaç yüzyıllık tarihi içinde ise, çeşitli yönleriyle Türkiye’de kendine özgü, eşi olmayan bir kent olmuştur. Son iki yüz yıl içinde değişen zamana ve koşullara kendini uyarlayabilmiş bir başarı örneğidir. 1960’lardan sonra Türkiye’de gelişen turizm hareketi içinde de Ayvalık hemen her zaman ayrıcalıklı bir destinasyon olabilmiştir. Ancak, turizmin yıpratıcı ve bozucu etkilerinden kendini şimdiye kadar korumayı oldukça başarmıştır.

Böylece Ayvalık değişen zamana kendini uyarlarken, koşullara da kendini uydurabilmiş bir başarı öyküsüdür.. Bu açıdan bir “Ayvalık Miti”nden de söz edilebilir. Ayvalık doğal ve kültürel miras değerlerinin korunması alanında şüphesiz bir «mit» dir.

Ayvalık’ın özellikle XIX. yüzyıldan günümüze geçirdiği değişim ve dönüşüm şüphesiz her şeyden çok bir başarı hikayesidir. Ayvalık’ın bir yüzyılda iki kez yerleşik nüfusu hemen bütünüyle değişmiş ancak Ayvalık varlığını ve gelişmesini sürdürmüştür. Ayvalık’a Mübadele ile gelen yeni nüfus giden nüfusun yarattığı kent ve fiziksel çevreyi benimsemiş benzer uğraşlarla şehri sahiplenmiştir. Böylece Ayvalık bugünkü tarihsel kent dokusu büyük ölçüde kendini koruyabilmiştir. Ayvalık’ın bu anlamdaki birikim ve mirası katılımcı bir koruma ve kentsel gelişme modeli için de güçlü bir temel ve başlangıç noktasıdır

Ayvalık için ilk İmar Planı Cumhuriyetin ilk kent planlarından birisi olarak 1930 yılında hazırlanmıştır. Günümüze kadar Ayvalık için farklı ölçek ve içeriklerde bir çok Mekânsal Planlama çalışması yapılmıştır. Bu planlarda kentin yeni gelişme alanları ve eğimlilerinin tarihi kent dokusu dışına yönlendirilmesi de tarihi dokunun korunmasında büyük katkıda bulunmuştur. Bu yönüyle de Ayvalık, günümüze kadar Türkiye’de oldukça özgün, doğal ve kültürel miras değerlerinin korunması ve sürekliliği açısından başarılı kabul edilebilecek bir planlama deneyimi yaşamıştır

Ayvalık, Osmanlı İmparatorluğu’nun XIX. yüzyıldaki modernleşme çabaları içinde, kendi dinamikleri ile basit bir tarım topluluğundan, sermaye, bilgi birikimi ve örgütlenme becerilerini geliştirerek yerli bir sanayi kurma, yerli burjuvazi oluşturma, özgün bir mimari üslup ve kentsel çevre yaratma çabalarında başarılı olmuş, Osmanlı coğrafyasında benzeri olmayan tekil bir örneği oluşturmaktadır.

  1. Yüzyılda Ayvalık, Osmanlı coğrafyasında ilk sanayileşen bölgelerden birisi olmuş, üstelik bunu rekabetçi biçimde bütünüyle kendi imkan ve kaynakları ile başarmıştır. Ayvalık, Batı dışı dünyada yerel inisiyatif ve dinamiklerle modernleşme, kapitalizm ve küçük ölçekli bir Sanayi Devrimi’nin de ilginç olduğu kadar Doğu Akdeniz ve Şark’daki yayılımıyla ilgili öğretici bir örneğidir aynı zamanda. Zeytin ve Zeytine dayalı faaliyetler 19. yüzyıl da Ayvalık’ı sanayi temelli bir refah odağı haline getirmiştir.

Türkiye’nin Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze uzanan modernleşme serüveni ve sürecini başta İstanbul olmak üzere İzmir, Selanik, Beyrut ve Cumhuriyet sonrası Ankara gibi genellikle büyük kent ve metropoller üzerinden inceleme, açıklama ve anlatma eğilimi yaygındır. Bu eğilim içinde büyük merkezler dışında kalan yerleşmeler ve taşra modernleşmesi çoğu kez göz ardı edilmiş ve yeterince değerlendirilmemiştir.

Nihayet, Ayvalık’ın özgün değerleri salt iktisadi, toplumsal süreçler ve bunların biçimlendirdiği yapılı çevreden oluşmamaktadır. Bütünlüklü ve birbirini tamamlayan iktisadi, toplumsal, kültürel, mimari süreç ve eserler ile tüm bunların içinde yer aldığı, deniz, sahil, adalar, zeytinlikler, çamlıklar, ormanlar ve tepelerden oluşan son derece özgün doğal çevre de bu deneyimin ayrılmaz bir parçasıdır. Zira, Ayvalık kentini yaratan ve biçimlendiren tüm bu süreçler, şehrin coğrafi konumu, doğal çevre özelliklerinin bir uzantısı ve sonucudur.

Muhtemelen kıyı Ege’de canlanan ticaret ve artan iş imkanlarından faydalanmak üzere özellikle 1750 ila 1760 arasında Yunanistan ve adalardan gelen göçle yörede yeni bir nüfus yapısı ortaya çıkar (Aka 1944, 22). Yeni gelenlerin bugünkü Taksiyarhis Kilisesi çevresindeki bölgede yerleşik Müslüman Türk nüfusu daha içerilere göçmeye zorladıklarından da bazı kaynaklarda söz edilmektedir (Arû vdğ., 1964, 17). Ayvalık tarihiyle ilgili kaynaklarda çokça bahsi geçen ve Ayvalık’a bazı ayrıcalıklar tanıyan 1773 yılına ait ünlü ferman Ayvalık hakkında halihazırda bilinen en eski belgelerden biridir ve Ayvalık’ın özellikle sonraki yüzyılda geçireceği büyük değişimin hazırlayıcısı gelişmelerin de tanığıdır. Ayvalık’ın XVIII. yy.ın sonlarından itibaren ulaştığı ekonomik gelişmeyi Rahip İkonomos’un Osmanlı yöneticilerinden elde ettiği bir imtiyaz/ayrıcalık fermanına bağlı olarak açıklama eğilimi yaygındır. Buna göre, bu fermanla Ayvalık merkezi yönetimden önemli bir iktisadi ayrıcalık-elde etmiştir.

Buna göre, Fermanda belirtilen imtiyazın ana maddeleri şunlardır (Aka, 1944):

  1. Ayvalık’ta yerleşmiş olan Türk aileleri Ayvalık şehrinden çıkarılarak civar mahallelerde oturmaya mecbur tutulmuş, Türklerin Ayvalık merkezinde oturmaları yasaklanmıştır.
  2. Ayvalık muhtar ve müstakil bir idareyle yönetilecektir.
  3. Kazanın idaresi gümrük işlerinin eline geçecek buna karşılık Osmanlı hükümetine her sene 48.000 kuruş vergi ödenecektir.
  4. Vali Türk olacak, ancak halk tarafından seçilecek ve görevine son verilebilecektir.
  5. Hâkimler Türk olacak fakat maaşları Ayvalık’tan ödenecektir.
  6. Askeri komutan ne Ayvalık’ta kalabilecek ne de Ayvalık’tan geçebilecektir.
  7. Ayvalık Aşar Vergisi’nden muaf tutulacak, buna mukabil her mal sahibi her zeytin ağacı için 2 akçe verecektir.

İlk madde açıkça merkezde Müslüman Türk nüfus dışında homojen bir nüfus yapısı oluşturmayı amaçlamaktadır.

Yerleşmenin idaresinin yıllık bir vergi bedeli karşılığı Gümrük İdaresi gibi ticaretle ilgili bir makama devri serbestliğin temelde iktisadi olarak sınırlandırıldığını göstermektedir.

Son maddede belirtilen Aşar Vergisi’nden muafiyet Ayvalık’da tarımda daha hızlı birikim oluşturabilmek için şüphesiz önemli bir koşuldur. Ancak zeytin ağacı başına yıllık 2 akçe sabit vergi ise, iktisadi imtiyaz talebinde büyük toprak sahiplerinin açıkca kayırıldığını ve bu serbestliğin öncelikle ve hemen tamamen büyük toprak sahiplerinin çıkarlarını pekiştirmeye yönelik olduğunu da akla getirmektedir. Zira, sabit bir vergi bedelinin, bu ayrıcalıklar ile orta ve uzun vadede verim ve karlılığı artabilecek büyük araziler için kara göre giderek daha düşük oranlara gerileyeceği, verim ve karlılıklarını aynı oranda artıramayacak olan küçük aile işletmeleri içinse, daha büyük bir bedel oluşturacağı açıktır.

Çeşitli kaynaklarda Fermanda yer alan hükümlerin Ayvalık’da özerk bir idare oluşturulmasına yönelik olduğu yönünde oldukça genel bir mutabakat olduğu söylenebilir. Bununla birlikte daha soğukkanlı bir değerlendirme böyle bir yaklaşımın çok da doğru olamayacağını akla getirmektedir. Fermanda belirtilen koşullara günümüzde en yakın düzenleme üretim, vergilendirme, ihracat-ithalat ve yönetim alanlarında özel kurallar, iç hukuk ve işleyişe sahip olan “ekonomik serbest bölgeler” olarak gözükmektedir.

Ayvalık’a tanınan ayrıcalıklarla o günün koşul ve anlayışları içinde bir tür ekonomik serbest bölge oluşturulmaya çalışıldığı görülmektedir.

Bu iktisadi ayrıcalıkları ise, XVIII. yy sonlarından itibaren giderek yaygınlık kazanmaya başlayan liberal iktisadi kuramın “laissez faire, laissez passer” (bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler) anlayışının oldukça erken bir uygulaması olarak yorumlanabilir. Esasen, XVIII. yüzyıl Avrupa kapitalizminin iyimser düşüncelerinden etkilenmiş olanlar için Osmanlı İmparatorluğu’nu serbest ticaret için de ideal bir ülke haline getirmektedir (Mardin, 1985).

Ayvalık, 1789’da uygulamaya giren bu fermanla 1821 yılına kadar iktisadi açıdan hızlı bir gelişme gösterecektir. 30 yıldan uzun süren iktisadi ayrıcalıkların sağladığı önemli iktisadi, sosyal ve kültürel sermaye birikimi Tanzimat reformlarının getirdiği yeni koşullarla birleşerek, Ayvalık’a yeniden gelişmek için ihtiyaç duyduğu ivmeyi vermiştir. Ayvalık giderek, XIX. yüzyıl boyunca Ege kıyısında İzmir’den sonra en önemli sanayi ve ticaret merkezi konumuna gelir.

Ancak 1821 Yunan Ayaklanması’na verilen destek, şehrin boşaltılarak, Rum nüfusun sürgüne gönderilmesine neden olurken, Ayvalık’ın yaşadığı bu hızlı gelişmeye de sekte vurur. Ayvalık iktisadi açıdan yeniden toparlanmak için XIX. yy.ın ikinci yarısını beklemek zorunda kalacaktır ve ayrıcalıklarının yitirmiş olsa da giderek eski önemine yeniden kavuşmaya başlar. Öyle ki, yeniden canlı bir üretim ve ticaret merkezi ve hareketli bir liman haline gelmeye başlayan Ayvalık limanına XIX. yüzyılın ikinci yarısında yılda yaklaşık 600 gemi gelmektedir (Bayraktar, 1998, 16-17, 23).

Öte yandan, XIX. yüzyıl başlarında Osmanlı yöneticileri kapsamlı bir modernleşme reformunu uygulamaya başlarlar. Bir yandan merkezi yapının güçlendirilmesine çalışılırken, modern bürokratik devlet mekanizmasının oluşturulabilmesi ve kamu giderleri için sürekli ve güvenilir bir vergi tabanı oluşturacak üretken bir orta sınıfa ihtiyaç vardır. Modern bir sanayi toplumunun da inşası Osmanlı yöneticilerinin hedeflerinden birine dönüşürken, klasik Osmanlı devlet ve hukuk düzenine bilinçli bir son verilir. Kentsel modernleşme, yeni toplumun içinde yaşadığı yapılı çevrenin dönüşümünü hedeflediğinden yeni modern toplumun inşası için de öncelikli alanlardandır. Tanzimat ve modernleşmeci Osmanlı yöneticileri sanayileşmeyi ve yeni orta sınıfın yaşayacağı modern kentsel çevrelerin inşasını istemekte ama Batı’da Sanayi Devrimi’nin yarattığı toplumsal trajedilerden de çekinmektedirler. Girişimci ve üretken yerli bir burjuvazinin yaratılması ve bu yolla sanayileşme ve yeni modern kentsel çevrelerin inşası şüphesiz modernleşmeci Osmanlı aydın yöneticilerinin hayalini kurmaktan bile mutlu oldukları en çılgın rüyalarındandır. İmparatorluğun son yüzyılında imparatorluk coğrafyasında pek az yerde arzulanan bu manzaranın işaretleri ortaya çıkar. Ancak, Osmanlı Devleti ekonomik gelişmenin lokomotifi rolünü üstlenebilecek, Hegel ve Marx’ın ifadesiyle “sivil toplum” olarak tanımlanan yapıdan yoksundurlar ve üstelik bunun da bilincindedir. Şu halde, iktisadi gelişmeyi ya bizzat devlet üstlenecek ya da dış sermaye çevreleri ile ilişki kurmuş gayrımüslim azınlıklar bu rolü yükleneceklerdir (Mardin, 1991).

Sanayinin teşviki amacıyla daha XIX. yüzyıl’ın ilk yarısından itibaren Osmanlı İmparatorluğu eğitim, yasal düzenlemeler, mali destekler v.b. çeşitli önlemler içeren girişimlerde bulunulur. İlk sanayi tesislerinin kurulmasında devlet öncülük yapar. XIX. yüzyılın sonlarına doğru imparatorluk coğrafyasında kısmen yerli, çoğunluk yabancılara ait fabrikalar boy göstermeye başlar ve bu oldukça uzun bir listedir. Yabancı sermaye sanayii içinde ağırlık oluşturmaya başlamıştır. 1883-1913 arasında 46 yerli müesseseye karşılık aynı dönemde kurulan yabancı sermayeli 39 müessesenin sermaye toplamları yerlilerin 10 katıdır (Küçükerman, 1987:35). 1913 ve 1915 Sanayi İstatistikleri‘ne göre sanayi işyerlerinden sadece 15‘i emek ve sermaye açısından Türkler’in denetimindedir. Rumlar, emek açısından 60, sermaye açısından 50 işyerinin, Ermeniler ise, emek ve sermaye açısından 15 ve 20, Yahudiler 10 ve 5 işyerinin denetimine sahiptirler. Yabancı sermaye ise, 10 işyerinin sermaye denetimine sahiptir (Çavdar,1971:66). Osmanlı İmparatorluğu’nun XIX. yy.da gerçekleştirdiği modernleşme amaçlı reformlar ile uluslararası kapitalist sisteme eklemlenme sürecinden en kazançlı çıkanlar gayrımüslimler, özellikle de Rumlar olur. Ayvalık Rumları da bu gelişmelerden olumlu yönde yararlanırlar.

Şüphesiz Ayvalık da, tarım sermayesini sanayi sermayesine dönüştüren yerli girişimcileri, boyveren yerli burjuvazisi, kargir yapılardan oluşan kentsel çevresiyle XIX. yüzyıl modernleşmeci Osmanlı yöneticileri için yüz ağartıcı az sayıdaki örnekten biridir. Yüksek bacaları, dönemlerinin teknolojileri ve elbette ürünleriyle 19. yüzyıl Ayvalık sanayinin Osmanlı yöneticilerinin istedikleri imgeyi bir parça olsun yarattığına ve Osmanlı gururunu okşadıklarına şüphe yoktur. Öyle ki, XIX. yüzyıl boyunca giderek sakin bir sahil kasabası kimliğinden sıyrıldığı görülen Ayvalık şehrini Akdeniz’in güneşli ve sakin kıyı yerleşmelerinden çok kuzey İngiltere’nin dumanlı ve puslu sanayi kentleriyle kıyaslamak sanki daha uygun düşmektedir. XIX. yüzyılda Karl Marx’ın İstanbul’daki sanayi girişimleri ve genel anlamda Osmanlı modernleşmesi ve sanayileşmesi ile alay eden “Türk usülü Manchester ve Leeds, Türkiye’de bir Birmingham ve Sheffield” sözlerinin (Çelik, 1986, 35) bir ölçüde Ayvalık’da gerçekleşmiş olduğu düşünülebilir.

KAYNAKLAR

Aka, D.; (1944) Ayvalık İktisadi Coğrafyası. Ülkü Matbaası. İstanbul.

Arû, K. A., Özdeş, G., Suher, H., Aydın, T., Çetiner, A., Beygo, S., Göçer, O., Elmas, E.; (1964) Ayvalık’ta Şehircilik Araştırmaları. İTÜ Mimarlık Fakültesi. İstanbul.

Bayraktar, B.; (1998) Osmanlı’dan Cumhuriyete Ayvalık Tarihi. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi. Ankara.

Çavdar, T.; (1971) Milli Mücadele Başlarken Sayılarla…Vaziyet ve Manzara-i Umumiye. Milliyet Yayınları. İstanbul.

Çelik, Z.; (1986) The Remaking of İstanbul. Portrait of an Ottoman City in Nineteenth Century. Washington University Press. Seattle ve Londra.

Küçükerman, Ö.; (1987) Anadolu’nun Geleneksel Halı ve Dokuma Sanatı İçinde Hereke Fabrikası: Saray’dan Hereke’ye Giden Yol. Sümerbank. Ankara.

Mardin, Ş.; (1991) Türk Modernleşmesi. İletişim Yayınları. İstanbul.

Mardin, Ş.; (1985) “Tanzimat’tan Cumhuriyet’e İktisadi düşüncenin Gelişmesi (1838-1918)”. Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye Ansiklopedisi. Cilt II. İletişim Yayınları. İstanbul


20. yüzyıl başında Ayvalık’ta tabakhaneler

  1. yüzyıl başlarında Ayvalık kent silüetinin hakim unsuru fabrika bacaları

  1. yüzyılda gelişen sanayisi ile Ayvalık adeta Akdeniz kıyısında bir İngiliz endüstri kenti görünümü kazanacaktır.


Ayvalık’taki ilk yabancı sermaye yatırımlarından, sonradan Kırlangıç Fabrikası olarak tanınacak olan Nicolaides ve Cokkins Zeytinyağı Fabrikası

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here