Ayvalık’ın turuncu afacanı Karadiken…

Sıcak yaz günü serinlemek için girdiğimiz denizde ayağımıza batmasıyla tanınan bol dikenli ağır hareketli bu deniz canlısı hakkında, hakkını verecek kadar çok yazıldı. Bilenlere hatırlatma, yeni tanışacaklara bilgilendirme olsun dedik. Çoğunlukla siyah olarak karşımıza çıkan karadikenin (deniz kestanesi) mor ve kırmızıya dönük renkleri de vardır. Ayrıca bu yazıya da başlığını veren anlamından bahsetmeden geçmeyelim; deniz kestanesinin İngilizce karşılığı sea-urchin’dir. Buraya dikkat lütfen ‘urchin aynı zamanda afacan anlamında kullanılır. Tüketildiğinde yarattığı etkileri düşünürek afacan sıfatını sonuna kadar hakediyor. Karadiken bir tek yazıya sığdırılmaz, hakkında bilinmesi gereken çok şey vardır. Yine de deniz keyfini bir anda kabusa çevirebilme yeteneğine de sahip bu afacan deniz canlısına gelin birlikte göz atalım.

Deniz kestanesi nedir?

Deniz kestanesi derisi dikenliler (Echinoidea) sınıfının kalabalık üyelerindendir. Dünyada 800 farklı türü vardır ancak Türkiye’de yalnızca 17 deniz kestanesi türü mevcuttur. Ege’de Paracentrotus lividus ve Arbacia Lixula türlerine sıklıkla rastlanır.  Ortalama ömrü 30 yıl kadardır. Bazı türleri (özellikle kırmızı olanları) 200 yıl yaşayabilmektedir. Yani bugün 200 yaşında olan bir deniz kestanesi Fransız ihtilalinden yaklaşık 30 yıl sonra dünyaya gelmiş…

Peki ya bu aşk biter, dikenli afacan denizlere tutunamazsa?

“…Karadiken çok lezzetli, çok besleyici hatta yaraları bile iyileştiriyor bu bir gerçek. Ancak son yıllarda uzmanların dikkat çekmeye çalıştığı başka bir gerçek daha var ki; işte o Ayvalıkla karadiken arasındaki aşkın bitme tehlikesini barındırıyor. Karadikenin ekonomik değeri yükseldikçe aşırı toplanmasına neden oluyor. Su Ürünleri Fakülteleri uyarıyor: “Bu şekilde toplanmaya devam ederse birkaç yıl sonra kıyı denizlerimizde özellikle Ayvalık’ta deniz kestanesi görmek pek mümkün olmayacak.” Bu kadar sevilen ve değerlenen bir deniz ürününü korumanın bir yolunu bulup bu turuncu afacanın denizimizde yaşamasına izin vermeliyiz….”

Cundalı balıkçı sevgili Hasan Tosya Ayvalık’ta, kıllı midyenin, deniz patlıcanının, karadikenin ve denizin yok oluşunu anlatıyor.

Ayvalık’ın denizi biraz soğuktur, o da zaten soğuk suları sever.

Kış ayları deniz kestanelerinin üreme zamanıdır. Hava ne kadar soğuk olursa içleri o kadar dolu olur. Açıktan koyuya doğru giden turuncu renkteki içi aslında dişi kestanelerin yumurtalarıdır. Evet, biz aslında yumurtalarını yiyoruz. Buradan da anlaşıldığı gibi yumurtalarla ürer. Hatta ilginç bir üreme ritüelleri vardır: Dişi deniz kestanesi milyonlarca yumurtayı akıntıya bırakırken, erkek deniz kestanesi de aynı anda spermlerini bırakır. Bu iletişimi nasıl kuruyorlar bilinmez ama ortaya çıkan yumurta bulutu içinde üreme başlar.

Deniz kestanesi sadece bir meze değildir. Aynı zamanda ciddi bir besin kaynağıdır. Dünyada pek çok ülkede besin maddesi olarak sofralardaki yerini almıştır.

Deniz kestanesini yemenin birkaç lezzetli şekli vardır. Ayvalık’ta üzerine limon ve zeytinyağı dökülerek yenir. Dünya mutfağından çeşitli tarifler de vardır. Özellikle Uzak Doğu ülkelerinde ızgara, sıcak suda haşlama ya da güneşte kurutularak da yenir. Deniz kestanesi sudan çıkarıldıktan sonra iki gün içinde tüketilmelidir. Bu süre uzarsa bozulmaya başlar.

Bu kadar sevilerek yendiğine göre elbette faydaları da vardır.

Karadiken (deniz kestanesi) yaralanan iç ve dış bölgelerini kendi kendine iyileştirme özelliğine sahiptir. Bu da onu ciddi bir tedavi edici haline getirmektedir. Birkaç örnek vermek gerekirse; Çin’de pirinç lapası ile karıştırılarak açık yaralara sürülür, Sicilya’da ise gençlik ve güzellik maskesi gibi kullanılır; biraz zeytinyağı ile karıştırılan turuncu nefis havyar kırışıklıklara iyi gelir ve cildi nemlendirir. Bir de tabi bir faydası var ki, Ayvalık’ta birilerini karadiken yerken görenlerin yüzüne kocaman bir sırıtış oturur çünkü karadiken cinsel gücü artırır.

Besin değerlerini uzun uzun anlatmayacağız ama söylemeden geçemeyeceklerimiz var.

Gerçek şu ki karadiken (deniz kestanesi) oldukça lezzetli ve bir besin olarak son derece faydalı. Eğer sevimli bir karadikeni laboratuvar incelemesine tabi tutacak olsaydık (ki asla kıyamayız biz ona) şu bilimsel sonuçlarla karşılaşırdık:

  • Protein açısından son derece değerlidir. Et, balık ve baklagiller gibi karadiken de lezzetli bir protein kaynağıdır.
  • Yulaf ezmesi, kepekli ve tahıllı ürünler gibi iyi bir diyet lif kaynağıdır. Düşünsenize o minnacık karadikencik bize kilo vermemizde var gücüyle yardım ediyor.
  • Denizkestanesi yeterli miktarda C vitamini sağlayarak bu vitaminin eksikliğinde görülen “İskorbüt” sorunun önüne geçebilmektedir. İşte gençlik ve güzellik sebebi olması da buradan gelmektedir.
  • Ayrıca iyi bir kalori kaynağıdır. Yukarıda değindiğimiz kocaman gülümsemelere sebep olması boşuna değildir.

Ya ayağımıza batarsa ?

Sualtında dikkat edilmesi gereken canlılar listesinde üst sıralara tırmanmasını elbette dikenlerine borçludur. Denize girerken özellikle ayağımıza batmak gibi sevimsiz bir huyu vardır. Bu durumla karşılaşıldığında pek çok tedavi yöntemi öneren olur; zeytinyağı sür, cımbızla temizle, iğneyle çıkar gibi…

Ama bir doktora gitmek en doğrusudur. Çünkü karadikenin deriye batması ve orada kalması ağrı ve ikincil enfeksiyonlara neden olabilmektedir.

Geldik Ayvalık ve deniz kestanesinin bitmeyen, emek dolu aşkına.

Kış aylarında 200 ml’lik ayran şişelerinde sarıdan turuncuya değişen renklerde balıkçı tezgahlarında görmekteyiz karadikeni. Denizden toplanması bir dert, ayıklaması temizlemesi ve şişelemesi ayrı bir derttir. Kışın buz gibi sularına, göğsüne kadar gelen balıkçı tulumlarıyla girilip özel yapım kepçelerle toplanır. Kendisi gibi, tezgahta biten yolcuğu boyunca kullanılan ekipman da özeldir. Kestane makası, kestane kepçesi… Temizlerken ellere batar, su soğuktur karadiken narin, ama keyiflidir. Ayvalık’ın en büyük aşklarından biridir.

 

Ayvalıklılar için ciddi bir geçim kaynağı afacan turuncu

Değerini ve lezzetini bilenler yalnızca Ayvalıklılar olmadığından bir geçim kaynağıdır aynı zamanda. Bu kadar emeğin bir karşılığı elbette olmalı. Özellikle son yıllarda İstanbul ve İzmir’de bulunan meyhaneler tarafından keşfedilmesiyle ilçe dışından da talep görmeye başlayan karadikenin bir de yurt dışından talipleri var; Japonya, Fransa, Yunanistan, İtalya, Şili ve Uzak Doğu ülkelerinde tüketimi oldukça fazla. Bu yıl ise duyduğumuz kadarıyla ayıklamadan, çuvallar dolusu yurt dışına gönderilmeye başlanmıştır. Bu Ayvalık için iyi midir? O konuya birazdan değineceğiz.

Peki ya bu aşk biter, dikenli afacan denizlere tutunamazsa?

Karadiken çok lezzetli, çok besleyici hatta yaraları bile iyileştiriyor bu bir gerçek. Ancak son yıllarda uzmanların dikkat çekmeye çalıştığı başka bir gerçek daha var ki; işte o Ayvalıkla karadiken arasındaki aşkın bitme tehlikesini barındırıyor. Karadikenin ekonomik değeri yükseldikçe aşırı toplanmasına neden oluyor. Su Ürünleri Fakülteleri uyarıyor: “Bu şekilde toplanmaya devam ederse birkaç yıl sonra kıyı denizlerimizde özellikle Ayvalık’ta deniz kestanesi görmek pek mümkün olmayacak.” Bu kadar sevilen ve değerlenen bir deniz ürününü korumanın bir yolunu bulup bu turuncu afacanın denizimizde yaşamasına izin vermeliyiz.

Karadiken

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here