Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm
Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi” *

Bilmediğiniz karanlık bir geceye açıldınız,
rüzgâr suları dövüp dururken,
geceye, rüzgâra meydan okudunuz…

Ne zor günlerden geçtik, geçiyoruz. Umut, yerini çığlığa bıraktı, ardından bütün kapıları, pencereleri sessizlik örttü. Odalarda sessizlik dolaştı. Kedilerin, köpeklerin tüylerini sessizlik okşadı. Böldüğümüz ekmekte bir tuz tadı… Cümlelerimize poyraz engel… Konuşamadık, seslenemedik, sessizliğin kesif uğultusu dolandı dilimize, damağımıza…

O çocuklar umutla suya, geceye, ekmeğe, rüzgâra gittiler… Mert döndü, Kerem ve Volkan’dan ah ki acı haber geldi, topyekun boğulduk… Yeşil dal bedenlerine omuz verdik… O dal bedenleri öyle ağırdı ki; ellerimiz, omuzlarımız, yüreklerimiz, yüzlerimiz taşıyamadı…

Mustafa ve Hayri. Dönmediler daha. Dönseler ya… Eve geç gelen çocuklar gibi, dönseler… Geç kalmanın mazeretlerini, özürlerini dinlemeden sarılsak ya onlara. Bizi en çok umut yaşatır. Umudumuzu karartmadan bekliyoruz; gelseler ya…

Ekmek kavgasına tutuşan gencecik çocuklarımız.
Sıcacık uykusunu, evlat kokusunu acıya emanet edip kim tutuşur poyrazla güreşe?
Yalnızca ekmek kavgasında olanlar!

Çareniz kalmamışsa, ekmeğiniz için dövüşürsünüz.

Yevmiyesinin peşinde, canını suya sürenler…

İnşaat iskelesinden düşüp ölenler…

Kömürün karasına biriken bedenler…

Ekmek kavgası!

Yakamıza sızım sızım iki vesikalık iliştirdik; Kerem ve Volkan.

Ah ki sudan alıp toprağa verdik.

Yüreğimizde dört suret;

Kerem, Volkan, Hayri, Mustafa…

Çık gel Hayri…

Çık gel Mustafa…

Ve yüzümüzde yeşeren tek gamze; Mert…
Suya değil, hayata sarılan kulaçlarını kucaklarım.

Dönün gelin çocuklar, gelin be!

_____________________________

* Yunus Emre

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here