Yaz bitti. En güzel günlerimize geliyor sıra; serin, sessiz..

Tüketmeye gelenler geldi, gördü, tüketti, gitti. Yaz boyunca çarşıya gitmemek için elimden geleni yaptım. Arabamla çarşıya gitmek zorunda kaldığımda, avucumun içini açtım, çarşı yolu hariç her yolu denedim, başardım da. Başardım da ne oldu? Mahalle aralarını istila etmiş otomobiller arasında (yeni bir istilacı olarak) kendime bir yer aradım dakikalarca.
Yıllar önce Cunda’yı günübirlik görmüş bir ailenin yorumu geldi aklıma, bu mevsim dönümünde. Cunda’ya sabah erkenden gidip, akşam saatlerinde memleketine dönmek üzere otogara giden ailenin Cunda yorumu şuydu; “Cunda Cunda dediler, hiçbir şey yokmuş Cunda’da!” Bilen bilir, böyle zamanlarda damarlarımda dolaşan Ayvalıklı kanı coştu, ve şunu sordum; “Ne bekliyordunuz Cunda’da?” Sorunun cevabı; “Ne doğru düzgün bar, disko var, ne de bir plaj..” Ne edelim ağam paşam.. Plaj yok işte; var da arka denizde, ama şimdi uzuuun uzun arka denizi anlatamam. Anlatsam “Ege Denizi’dir o” dersin, “Hayır, Arka Deniz’dir” derim..
Ne bekliyoruz Ayvalık’tan? Sıkış tepiş bir trafik? Kullan at bir tatil? Herşey dahil bir paket? Yazlıklarda beslenen, yaz bitince sokağa bırakılan “aksesuar köpekler”? Gürültü? Adalara günlük turlarda denizin tadına bakıp, gümbür gümbür müzikle geri dönmek?
Ne istiyoruz Ayvalık’tan? Maden Adası’nda, Pateriça’da, Bağyüzü köyünde niye yanar ormanlarımız? Hangimizin yüreği cız ediyor, hangimiz toprağın rantının niyetinde?
Ne kadar seviyoruz Ayvalık’ı?
Niçin seviyoruz?
Ayvalık bizim yazar kasamız mı? Paramız, pulumuz mu?
“Okullar bi kapansın hele, o zaman gör Ayvalık’ı” mı?
“Sezon çok kısa, bak Bodrum, Çeşme öyle mi?”
“Ne biçim oteller var Bodrum’da, Kuşadası’nda? Bizde yok?”
“Her yerde TOKİ var, burada neden yok?”
“Poyraz da çıktı işte, 40 gün sürer şimdi, hiç kimse kalmaz!”
Nasıl olsun istiyoruz Ayvalık’ı?
Sorularımıza doğru yanıtlar bulmak için aklımıza, vicdanımıza aynı soruları bir kez daha sormalıyız. Aklınız, vicdanınız ne yanıt verirse sorunuzu bir kez daha düşünün.
Yaz bitti.
Şimdi sakin, dingin, zeytin kokan bir Ayvalık zamanı.. Denize girmenin de tam zamanıdır ha! (Aramızda kalsın) Kedilerin, poyrazın, yağmurun zamanı.. Sonra izbinyanın, akkızın, hardal otunun da zamanı gelecek..
Gelsin de zaten..
***

Bu köşenin adı Can Yücel’in çok sevdiğim şiirinin adıdır; “Başka Türlü Bir Şey”
Yaz bitti işte..
“Başka türü bir şey benim istediğim..”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here